|



























|
Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) 2. Olağanüstü Konferans/Kongresi 20
Haziran 2009 tarihinde Ankara’da toplandı. Kongrede SDP Genel
Başkanlığına Rıdvan Turan seçildi.
Hüseyin Taka, Ekin Bodur ve Yeşim Ergün’ün divan heyetini oluşturduğu
olağanüstü kongrede Gençlik Meclisleri ile ilgili tüzük
değişikliklerinin onaylanmasının ardından seçimlere geçildi.
SDP
Genel Başkanı Rıdvan Turan, Konferansta yaptığı konuşmada Sosyalist
Demokrasi Partisi’nin Ağustos 2002’de kuruluşundan bu yana çok önemli
süreçlerden geçtiğini belirterek bu sürecin eleştirel analizini yapmanın
yarın için önemine dikkat çekti. SDP’nin ayırdedici özelliklerinin Kürt
özgürlük hareketi ile stratejik ittifak, sosyalistlerin birliği ve
yeniden yapılanması, sosyalist demokrasi gibi yaklaşımlarından ve
militan mücadele anlayışından kaynaklandığını belirten Rıdvan Turan
SDP’nin hedefinin, programının 1. maddesinde de yazdığı gibi sınıfsız ve
sömürüsüz bir dünya olduğunu ve bu yolda ilk adımın anti-emperyalist
anti-oligarşik demokratik halk devrimi olacağını vurguladı. Konuşmasını
"Oldukça önemli ve kritik bir süreçte bana verdiğiniz bu görevi Türkiye
halklarına ve şehitlerimize olan bağlılığım, devrim ve sosyalizme olan
inancım doğrultusunda yerine getirmeye çalışacağım" diyerek tamamlayan
Rıdvan Turan’ın konuşması "Yaşasın Devrim ve Sosyalizm Mücadelemiz",
"Yaşasın Kürt ve Türk Halklarının Mücadele Birliği", "Yaşasın Partimiz
SDP" sloganları ile son buldu.
>>DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ>>
'İddialarımızın Hiçbirinden Vazgeçmiş Değiliz'
SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN’IN
2. OLAĞANÜSTÜ KONFERANS’TA YAPTIĞI KONUŞMANIN METNİ
20 Haziran 2009
Değerli arkadaşlar
Ağustos 2002’de kuruluşundan bu yana partimiz SDP çok önemli süreçlerden
geçti ve önemli badireler atlattı. Bugün kuruluş iddialarından önemli
ölçüde uzaklaşmış ve kendini var eden grupların hemen tümünün partiden
ayrıldığı bir siyasi dönem yaşıyoruz. Belli ki bu durum her şeyden önce
ciddi bir devrimci analize ihtiyaç göstermektedir. Tarihi bilmek ve
analiz etmek dün için değil, yarın için önemlidir. Bu anlamda geriye
bakılmaksızın ileriye gidilemez.
Değerli arkadaşlar
SDP daha sonra kendini oluşturacak grup ya da bireylerle ÖDP’den
ayrıldığında ÖDP’ye dönük eleştirilerinin başında Kürt sorunu karşısında
takındığı tutum gelmekteydi. Kürt sorununda ezilenlerin yanında olmak
yerine ne devletin ne de Kürt halkının yanında olan, her ikisine de eşit
uzaklıkta bir üçüncü yolun politik pratiği yıllarca ÖDP’de bizim
mücadele ettiğimiz bir konu olmuştu. Diğer bir yandan, yüzünü sosyalizme
dönmüş olan partinin, işçi sınıfının egemen bir sınıf olarak
örgütlenmesini hedeflemek yerine, onun toplumsal muhalefet güçlerinden
birisi olarak ele alması, ÖDP’yi post-marksizmin ve Avrupa komünizminin
önemli bir mevzisi haline dönüştürmüştü. Bu yaklaşımların doğal sonucu
militan mücadeleden kopuk tutumu onu tam anlamıyla sistemle bir tarzda
ilişki kurmuş olan kentli orta sınıfların partisi haline getirmişti.
Çoğulculuk ve farklı görüşlerin meşruiyetinin iyice reddedildiği ÖDP
giderek monolitik bir ÖSP partisine dönüşmüştü. SDP’yi oluşturan
kesimlerin ÖDP’den ayrılış deklarasyonları aynı zamanda yeni kurulacak
olan partinin hangi politik öncüllerle kurulacağının da manifestosu
olmaktaydı.
>>DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ>>
|

SDP GENEL BAŞKANI
RIDVAN TURAN:
Kenan Evren'in Talebi
Kabul Edilmelidir! Halka Sorulsun!
26 Haziran 2009
SDP, yalnızca 15. maddenin değil, 12 Eylül rejiminin başta 82 Anayasası
olmak üzere bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılması için halka
sorulmasının demokratikleşme yolunda önemli bir fırsat olduğu
düşüncesindedir. Evren’in talebi kabul edilmeli, 12 Eylül rejimi halkın
oylarıyla tarihin çöplüğüne atılmalıdır. Kenan Evren’in o zaman hesap
vermemek için intihar edip etmeyeceği kendisinin bileceği bir iş
olacaktır. Ama faili meçhullerin, işkencelerin, katliamların hesabının
sorulması için darbecilerin yargılanmasının, darbelerin, muhtıraların,
andıçların önünün kesilmesinin Türkiye halklarının görevi olduğu da
bilinmelidir.
>>DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ>>

SDP GENEL BAŞKANI
RIDVAN TURAN:
Kaymaz Ailesinin Haklı Öfkesinin Yanındayız
25 Haziran 2009
Yargıtay 1. Ceza
Dairesi, 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ve babasını öldüren polisler hakkında
Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği “beraat” kararını onadı.
Katiller yargı önünde aklanırken; insanlık bir kez daha kaybetti. 12
Yaşındaki Uğur Kaymaz'ın 13 kurşunla öldürülmesine de onay veren bu
karar kabul edilemez.
>>DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ>>
|