SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ


DTP, EMEP, SDP TARAFINDAN MÜLKİYELİLER BİRLİĞİNDE YAPILAN

MERKEZİ BASIN TOPLANTISINDA YAPILAN ORTAK AÇIKLAMA


Bin Umut Adaylarını Destekliyoruz


28 Haziran 2007


DEMOKRATİK TÜRKİYE VE KÜRT SORUNUNA DEMOKRATİK ÇÖZÜM İÇİN;

BİN UMUT ADAYLARI’NI DESTEKLİYORUZ

Ülkemizde, demokrasiye, barışa, eşitliğe, hukuka ve adalete en çok ihtiyaç duyduğumuz bir tarihi dönemden geçiyoruz. 22 Temmuz 2007 Genel Seçimleri’ne hazırlandığımız böylesi bir dönemde hayatın her alanında çatışmacı eğilimleri körüklenmesini ise, kaygı verici buluyoruz.

12 Eylül Anayasası’nın belirlediği ‘temsilde adalet, yönetimde istikrar ilkesi’nin, yüksek seçim barajı nedeniyle yıllardır ihlal edilmesinin bir sonucu olarak; ülkemiz bir siyasi krizle karşı karşıyadır. Cumhurbaşkanlığı seçimi, bu siyasi krizin ve toplumsal yarılmanın ne denli derin ve köklü olduğunu açıkça gözler önüne sermiştir.

Siyasal yaşamına HEP’le başlayan ve Kürt yurttaşlarımızın demokratik taleplerini savunan politik bir geleneğin parlamentoda temsil hakkından yoksun kalmasının, Kürt sorununun siyasal temsil hakkıyla alakalı bir hal aldığını artık görmezlikten gelemeyiz. Bu anlamda, mevcut seçim sistemi ve baraj sorunu, DTP’nin meclise girmesi meselesinden de öte, bir demokrasi meselesidir. 1965 yılında TİP ile, yakın tarihimizde ise DEP ile TBMM’de sağlanan kısmı halk temsiliyetine ne yazık ki tahammül gösterilememiş, gelişmenin önü tıkanmıştır. Bin Umut Adayları ile amaçlanan Türkiye’deki milyonların temsiliyetinin önüne çekilen anti demokratik engellerin bertaraf edilmesidir.

En önemlisi de, siyasal temsiliyetin cumhuriyetten bu yana korunan aşiret gerçekliği ve geleneksel yapılar üzerinden sürdürülmekte olmasıdır. Bugün bu temsiliyetin modern kabullere dayanması gerekliliği zorunlu hale gelmiştir. Böyle bir modern ilişkiyi kurmanın yolu ise, temsilde adaletin sağlanacağı bir seçim sisteminin kabulünden geçiyor. Bu haktan bile yoksun olanların, egemenliğin gerçek sahipleri olduğunu söylemek mümkün değildir.

Ekonomik, sosyal ve siyasal eşitsizlikler çekilmez boyuta ulaştı.

Bugün Türkiye’de, işçi sınıfı ve emeğiyle geçinen herkes, küreselleşme süreci içinde neoliberal saldırı politikalarının hedefi haline gelmiştir. Bu süreçte, tarihsel birikim ve kazanımlarını tek tek yitirmektedirler. Sistem partilerinden hangisinin hükümette olduğundan bağımsız olarak, bütün hükümetler, İMF ve DB gibi uluslararası sermaye kuruluşlarının ekonomi politikalarını uyguluyorlar. Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi temel haklar bir bir budanıyor. Sermayenin uluslararası ölçekte sürdürdüğü bu çok yönlü saldırı ile eşzamanlı olarak gerçekleşen Kürt halkına yönelik saldırılar sonucu zorunlu göç dalgası, Kürt yoksullarını büyük metropollerin kıyılarına doğru sürükledi. Bu durum batı metropollerinde işsizliği ve yoksulluğu körükledi. Bırakınız bilimsel-tarafsız verileri, devletin resmi rakamları bile işsizliğin, yoksulluğun, sefaletin giderek katlanılmaz boyutlar kazandığını gösteriyor.

Darbeler, muhtıralar, askeri müdahaleler son bulsun, çözüm demokraside.

Demokratik istemlerin arttığı süreci darbelerle, 28 Şubat benzeri müdahalelerle kesintiye uğratmak isteyenler, şimdi de internet üzerinden muhtıralar yayınlıyorlar. Demokratik gelişme ve ilerleme süreci; toplumdan hiçbir şekilde kabul görmeyen ve esefle karşılanan militarist müdahalelerle, muhtıralarla kesintiye uğratılmak ve siyasal meşruiyet yok edilmek istenmektedir.

Farklı olanı tehdit olarak algılayanların, dahası düşman olarak gösterenlerin sayısı hızla artıyor. Toplum, düşman kamplara bölünmeye itiliyor. Farklı inanç ve kanaat sahibi olan insanların vahşice yöntemlerle katledilmesi, vicdanımızı yaralıyor, bizleri huzursuz ve mutsuz ediyor.

Öte yandan, adil ve demokratik bir çözüme kavuşturulamayan Kürt sorunundan kaynaklanan çatışmalar giderek artıyor. Çatışmalarda iki taraftan birçok genç insan hayatını kaybediyor.

İçinde bulunduğumuz bu tarihi evrede, kamu vicdanını yaralayan toplumsal sorunların çözümünde rol oynamak, yapıcı çözüm önerileri sunmak, toplumsal eylemliliği ve duyarlılığı geliştirmek için demokratik mekanizmaları harekete geçirmek gerekmektedir.

Bin Umut Adayları Türkiye’nin Umudu...

Bizler bu anlayışla, bağımsız adaylar yoluyla topluma yeni bir seçenek sunmanın gerekliliğine inanarak, antidemokratik seçim barajını bu yolla aşmanın ve demokrasi mücadelesine katkıda bulunmanın bugün önemli bir görev olduğunu düşünüyoruz. Bu inançla, bağımsız adayların, seçimlerden başarıyla çıkacaklarına ve parlamentoda demokrasiden yana olan herkesin sesi olabilecek bir duruş göstereceklerine inanıyoruz. Demokrasi güçlerinin TBMM’deki temsilcilerinin savaşın değil, barışın dilini konuşarak, şovenist kışkırtmaların, şiddetin ve anti-demokratik girişimlerin önünde güçlü bir barikat oluşturacaklarını düşünüyoruz.

İçinde bulunduğumuz seçim sürecinde, toplum içinde sağduyu ve iletişim büyük oranda tahrip olmuştur. Bu durumda giderek, demokrasiye ve barışa dair söylenecek hiçbir sözün karşılığı kalmamaktadır. Hrant Dink’in katledilmesi ve Malatya’da işlenen cinayetler, Ankara Ulus’ta masum ve sivil insanların üstüne atılan bomba, arka arkaya çıkan çeteler ve bunların elinin altındaki cephanelikler, yani şiddet kullanarak sorunların çözülebileceğine inananların giriştikleri eylemler, Türkiye’de her bakımdan geleceğimizi tehdit etmeyi sürdürüyorken, olup bitenlere karşı kayıtsız kalmayı kabul edemeyiz.

Son yirmi küsur yıl, ülkemiz tarihine çatışmalı yıllar olarak geçti. Kürt sorunuyla bağlantılı olarak bu ülke tarihinde görülen çok sayıdaki çatışmalı dönemden ve isyandan sonra, Kürt sorununun çözümsüzlüğü nedeniyle ortaya çıkan bu son halk hareketi nedeniyle de otuz beş bini aşkın yurttaşımızı yitirdik.

Kendi sınırlarımız içinde çözebileceğimiz bu sorun, artık Ortadoğu'daki karmaşık emperyal ilişkilerin ve çıkarların bir uzantısına dönüşme tehlikesini taşımaya başladı. Ülkemiz içinde ise paramiliter, çatışmacı ve kamplaşmacı eğilimlerde artış gözleniyor. Sorun, pek çok açıdan çözümün daha fazla ertelenemeyeceği bir hal almış bulunuyor.

Sınırın ötesinde de içinde de operasyonlar çözüm değil, çözüm içeride ve demokrasidedir

Öte yandan bugün daha sık ifade edilmeye ve etrafında bir ulusal mutabakat sağlanmaya çalışılan sınırötesi operasyonun yaratacağı vahim sonuçları görmezlikten gelemeyiz. Amacının PKK’yi elemine etmekten ibaret olmadığının bizzat genelkurmay başkanı tarafından açıklanan bu operasyonun hedefi, yaşadıkları coğrafyada yeni bir siyasi statü elde eden Kürtlerdir.

Gerçekleşmesini hiç arzu etmediğimiz bu operasyon, bu coğrafyada yeni ve daha kanlı bir sürecin başlamasına, bölgesel istikrarsızlığın artmasına, Türkiye’nin Ortadoğu’da kapsamlı bir çatışmanın içine çekilmesine neden olacaktır.

Oysa, Kürt sorununda tarihin getirip Türkiye’yi yönetenlerin önüne koyduğu tek seçenek var: Kürt halkını küçümsemekten ve yok saymaktan vazgeçip, bölgedeki diğer halklar ve yönetimlerle olduğu gibi, Kuzey Iraktaki Federe Kürt Yönetimi ile de dostane ilişkiler kurmaktır. Türkiye’de ise, kendi Kürt sorununda demokratik ve adil bir çözümü benimsemek ve adım atmaktır.

Öncelikle, ötekileştirici, yabancılaştırıcı ve düşmanlaştırıcı tüm söylemler terk edilmeli, siyasetin dili, şiddete yol açan ayrımcılıktan ve milliyetçilikten arındırılmalıdır.

Kürtlerin siyasal alanın aktif özneleri olabilmesinin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

Bunun için;

Bugünkü yüksek seçim barajı, adil temsilin önünde bir engel olmaktan çıkarılmalıdır.

Siyasi partilerin faaliyetlerini kısıtlayıcı ve yasaklayıcı tüm yasal ve fiili engeller kaldırılmalı, demokrasinin ve siyasal alanın tesisinde bağımsız ve etkin bir rol oynamalarının yolunu açacak yeni bir siyasi partiler yasası çıkarılmalıdır.

Düşünce, ifade, örgütlenme ve basın özgürlüğü, sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

Yerinden yönetimin yolu açılmalı, böylelikle temsil ve katılımın önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Bütün toplum kesimlerinin ve dinamiklerinin, sorunların çözümüne özne olarak katılabileceği ve çeşitli çözüm önerileri geliştirebileceği özgürlükçü ve barışçıl bir siyasal iklimin oluşturulmasına çalışılmalıdır. İşçilerin, kamu emekçilerinin, sendikaların, meslek odalarının, Alevilerin, farklı inanç ve kültürden halkların temsilcilerinin, kültür ve sanat insanlarının talep ve çağrıları dikkate alınmalıdır.

Kürtlerin siyasal temsilcileri ve partileri, emek ve özgürlük güçlerinin temsilcileri barışın ve demokrasinin tesisi sürecinde her düzeyde meşru ve gerçek muhataplar olarak kabul görmelidir.

Birlikte yaşama iradesinin bir ifadesi olarak; dışlayıcı tanımlardan ayıklanmış bir ortak siyasal kimliğin oluşmasını sağlayacak şekilde bütün yurttaşların hukuksal eşitliğini ve özgürlüğünü güvence altına alan ve onları eşit haklar ve sorumluluklar ile donatan yeni bir anayasa hazırlanmalıdır.

Kadınların her düzeyde kurum ve kurullarda yer almalarının önündeki tüm yasal ve fiili engeller kaldırılmalıdır.

Gençliğe potansiyel suçlu gözüyle bakmaktan vazgeçilmeli, gençliğe inisiyatif tanınmalı, gelecekten yoksun milyonlarca genç için yeni olanaklar yaratılmalıdır.

Sağlıklı ve eğitilmiş nesillerin yetişmesi için gençliğin korunması ve ülke sorunlarında gerekli rolü almasını sağlayacak önlemler alınmalıdır.

Sağlık ve eğitim başta olmak üzere temel hizmetler parasız olarak sağlanmalı; herkese sosyal güvenlik temel bir yurttaşlık hakkı olarak tanınmalıdır.

Toplumsal, kamusal ve siyasal yaşama katılımı sağlayacak, planlanmış ve kamuoyu vicdanını rencide etmeyecek bir siyasi af veya demokratik katılım programı yürürlüğe konmalıdır.

Faili meçhul cinayetler aydınlatılmalı, suç işlemiş resmi görevliler korunmamalı, adil bir şekilde yargılanıp cezalandırılmalıdır.

Koruculuk sistemi kaldırılmalı, korucular sosyal güvenceleri ile birlikte başka istihdam alanlarına kaydırılmalıdır.

Zorunlu göçün neden olduğu ekonomik, sosyal ve psikolojik tüm yıkımların etkilerini giderecek önlemler alınmalıdır.

Bütün bölge acilen mayınlardan temizlenmelidir.

Bölgedeki yoğun yoksulluğu ve bölgelerarası dengesizliği giderici pozitif ayrımcılığı esas alan kalkınma plan ve projeleri gerçekleştirilmelidir.

Bölgenin doğal kaynaklarından ve enerji işletmelerinden (su, elektrik, petrol vb.) sağlanan üretim değerlerinin bir bölümü bölge kalkınması ve yoksullukla mücadele amacıyla kullanılmak üzere yerel yönetimlere tahsis edilmelidir.

Ülkemizdeki farklı kültürlerin varlığı, tarihsel ve sosyolojik bir gerçek olarak kabul edilmeli, inkarın ve yasakların yol açtığı kültür yıkımına son verilmeli, kültürel alan, kimlik gettolaşmasına yol açan kültürel ırkçılığın baskı ve saldırısından korunmalıdır.

Kamusal alanda Kürtçe’nin serbestçe kullanılabilmesi için yasal ve hukuki düzenlemeler yapılmalı, “çok dilli resmi hizmet ve siyasi faaliyet” serbestliği sağlanmalıdır.

Kürt dili ve edebiyatının araştırılması, geliştirilmesi, öğretim ve eğitim dili olması önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Bin Umut Adayları olarak adlandırdığımız ortak bağımsız adaylar üstlendikleri görevin önemini ve güçlüklerini biliyorlar.

• Bin Umut Adayları, ‘Ya Gerçek Demokrasi Ya Hiç’ diyen herkesin adaylarıdır.

• Bin Umut Adayları, ‘Türkiye Cumhuriyeti yurttaşıyım, Türküm, Kürdüm, Arabım, Çerkezim, Ermeniyim, Rum ve Süryaniyim, Abazayım.... ama kimseye düşman değilim!’ diyen herkesin adaylarıdır.

• Bin Umut Adayları, devletin tüm inançlara eşit mesafede olmasını, dinler, mezhepler ve inançlar arasında ayrım yapılmamasını, dinin siyasete alet edilmemesini, din ile devlet işlerinin bir birine karıştırmamasını isteyen, herkesin dilediği gibi ve dilediği yerde ibadet etmesini, inanç ve vicdan özgürlüğünü savunan ve isteyenlerin adaylarıdır.

• Bin Umut Adayları, emeğiyle geçinenlerin, neoliberal saldırılarla yoksulluğun pençesine itilenlerin, açlığın, işsizliğin ve sefaletin olmadığı; çağdaş, gelişmiş ve demokratik bir yaşam isteyenlerin adaylarıdır.

• Bin Umut Adayları, Kürt sorununun demokratik çözümünü, cinsiyetçiliğe karşı ezilen cinsin kurtuluşunu, insanın doğaya egemenliği anlayışı yerine doğa-insan uyumunu eksen alan ekolojik toplum tahayyülünü savunanların adaylarıdır.

• Bin Umut adayları milyonlarca engelil yurttaşımızın sorunlarını çözmenin adaylardır.

• Bin Umut Adaylarını oylarımızla meclise taşımak için herkese çağrı yapıyoruz.

• Çağrımız, ülkemizin demokratikleşmesini ve Kürt Sorununun demokratik çözümünü isteyen, savaştan çıkarı olmayan, şövenist ve militarist güdülerle değil vicdanlarının sesiyle hareket eden tüm yurttaşlarımızadır.

YA GERÇEK DEMOKRASİ YA HİÇ!

MUHTIRALARA, DARBELERE VE ANTİDEMOKRATİK BASKILARA KARŞI HAYDİ BİN UMUT ADAYLARINI DESTEKLEMEYE!

YETER, SÖZ HALKLARINDIR!

 

DTP    DEMOKRATİK TOPLUM PARTİSİ

EMEP  EMEK PARTİSİ

SDP    SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ