SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ


SDP GENEL BAŞKANI FİLİZ KOÇALİ'NİN AÇIKLAMASI:


Çatışmalara karşılıklı son verilsin!


Askeri harekatın coğrafi alanı adım adım genişletildikçe ve operasyonlara katılan askeri güç sayısı ve donanımı arttıkça çatışmalar şiddetleniyor. Gerek TSK’nin ve gerekse HPG’nin karşılıklı can kayıpları kaçınılmaz olarak artıyor.

Bu durum, en başta toprağa düşenlerin yakınlarını olmak üzere, Türk ve Kürt toplumunu derin bir üzüntü, kaygı ve giderek tehlikeli bir şekilde büyüyen bir öfkeye sürüklüyor. Askeri çatışmalar, merkezi medyanın kışkırtıcı yayınları ve faşist-milliyetçi unsurların şiddet eylemleriyle kentlere yayılıyor. Masum Kürt yurttaşlarımıza karşı yeniden linç eylemlerine girişiliyor.

Şu anda, Kürt illeri dışında savaş karşıtı politik ve demokratik örgütler, en başta da DTP örgütleri faşist saldırganların boy hedefi haline geldi. Partimizin Mersin İl binası da bu linçci faşist güruhun saldırılarından nasibini aldı.

Bu örgütlerin üyelerinin can güvenliği tehlikeye girdi.  

Ülkede şiddet eylemlerini kim örgütlüyor olursa olsun, olayların politik sorumlusu AKP hükümetidir. Cumhurbaşkanı tarafından toplanan zirve bildirisinde, Başbakan’ın açıklamalarında dile getirilen “sağduyu” çağrısı inandırıcı değil. Çünkü sağduyu çağrısı yapanların emrindeki kolluk kuvvetleri saldırganları önlemek için en küçük bir girişimde bile bulunmuyor. Kaldı ki, 22 Temmuz seçimlerinden bu yana DTP’nin fiili, hukuki ve politik saldırıyla karşı karşıya kalmadığı tek bir gün yok.

Yaşadığımız gerçek, ne yazık ki adı konmamış bir savaştır. Her savaşta olduğu gibi karşılıklı kayıplar kaçınılmaz olmaktadır. Hem “savaşa devam” demek, hem de savaşta verilen kayıplar yüzünden halkı kışkırtmak ve sivil hedeflere saldırmak iç savaş kışkırtıcılığıdır. 

Son bir ay içinde şiddetlenen çatışmaların sonucunda meydana gelen can kayıplarından çıkarılması gereken biricik sonuç, savaşı sınır ötesine yaymak değil, barış için inandırıcı adımların karşılıklı atılmasıdır. Çünkü bugünkü çatışmaları sınır ötesine yaymak, çok daha yıkıcı sonuçlar doğuracak, karşılıklı can kayıpları bugünle kıyas kabul etmez bir ölçüde artacak. Şu anda verilen kayıplar nedeniyle Türkiye’yi bir iç savaş eşiğine getiren milliyetçi-faşist saldırganlığın, savaş sınır ötesine yayıldığı zaman, kanlı bir kardeş savaşına neden olacağı, bölgesel bir savaşı tetikleyeceği artık ortaya çıktı.

Hükümeti uyarıyoruz: Sınır ötesinde savaş macerasını savunanlar, o sınır ötesinde, Türkiye’deki Kürtlerin akrabalarıyla savaşacaklarını unutmamalıdır. Ve sınır ötesinde ordunun vereceği her can kaybının, Türkleri, Kürt kardeşlerine karşı adım adım düşman haline getireceğini akıllarından çıkartmamalıdır. Hiç kimsenin Türkiye’deki halkın kardeşlik bağlarını yıkmaya ve asıl acısını emekçilerin, gençlerin, kadınların ve çocukların çekeceği savaş serüvenlerine atılmaya hakkı yok.

Başbakan sınır ötesi harekattan söz ederken “her türlü bedeli ödemeye hazırız” dedi. Faşist saldırganların gözümüzün önünde prova ettiği iç savaş bedelini Başbakan ödeyebilir mi? Türkiye Irak bataklığına saplanır, giderek İran’la savaşa sürüklenirse, bunun bedelini Başbakan mı ödeyecek? Daha şimdiden Türk ve Kürt toplumlarını tehlikeli şekilde karşı karşıya getiren can kayıplarının, bölgesel savaşla, iç savaşla deryalar gibi kana dönüştüğü gün, bu kanın bedelini Başbakan nasıl karşılayacak? Savaşın ilk günü, “sıcak para”yla ısınan ekonomi krize yuvarlandığında bunun bedeli olan işsizlik, yoksulluk ve sefaletin bedelini emekçilerin adına Başbakan mı omuzlayacak? Ödenecek en büyük bedelin demokrasi ve hepimizin özgürlüğü olacağını ve bu bedeli ödediği gün bırakalım hükümeti, AKP’nin bile yerinde yeller eseceğinden Başbakan’ın haberi var mı?

Hiç kimse Türkiye’de yaşayan halklara kan, gözyaşı, sefalet ve zorbalık bedelini ödettirmeye kalkışmamalıdır. Türkiye’nin bu haksız savaşta ödeyeceği bedel yoktur. Olamaz. Çünkü bu bedelleri ödememenin yolu var: Savaş ve şiddete son verin. Kürt sorununu demokratik yöntemlerle çözebilmek için inandırıcı adımlar atın. Kürt kimliğini, dilini, o kimlik ve dilde örgütlenme ve düşünce özgürlüğünü, temsili kurumlara özgürce katılma hakkını tanıyın... Teskereyi iptal edin. Kazananı olmayan ve olamayacak olan, ama herkesin kaybedeceği bu savaştan, böyle bir barışa geçmek zorunludur ve aynı zamanda mümkündür.

SDP, böyle bir barış için her türlü bedelin ödenmeye değer olduğunu ilan ediyor.

Savaş için değil, barış için bedel ödeyelim...

Sınır ötesi askeri harekata hayır!

Tezkere iptal edilsin!

Çatışmalara karşılıklı son verilsin!

Barış için diyalog yolu açılsın!

 

23 Ekim 2007

Sosyalist Demokrasi Partisi

Genel Başkanı

Filiz Koçali