ERKEKLERİN EKSİK TARİHİNE KARŞI:
KADINLARIN 1 MAYIS TARİHİ
1 Mayıs denince akla önce Taksim
gelir, sonra ‘77 Kanlı 1 Mayıs görüntüleri acı acı geçer gözler önünden. Beşyüzbin insanın akın akın aktığı Taksim’deki
can pazarı unutulmaz. Açılan ateşlerle, panzerlerin altında kimi
kayıtlara göre 34 insan kimi kayıtlara göre 41 kişi hayatını kaybetti. Hala bir dönem
karanlıklar altında, hala “fail-i malumlar” cezasız, hala bir dönemin
hesabı açıkta!
31 yıl geçti. Yılbaşı kutlamalarına,
resmi etkinliklere, maç kutlamalarına açık olan Taksim bir emekçilere,
ezilenlere yasak.
Bu; egemenlerin hırsının,
düşmanlığının göstergesi. Yüzleşmekten, failleri yargılamaktan
kaçışıdır.
Bizler içinse, 77’den bu yana bozulan
mimarisiyle Taksim’e çıkma inadı değil, orada düşürülenlere sahip
çıkmanın kavgasıdır. “Sürecek bu kavga, yeryüzü aşkın yüzü oluncaya
dek”. Sürecek bu kavga, yitirdiklerimize, düşürüldükleri yerde sahip
çıkana dek. Yani bu tabloda görünen o ki; bir yanda “Yaşasın İşçilerin
Birliği Halkların Kardeşliği” sesleri yükselecek bir yanda gaz
bombalarının patlayan, her tarafı saran çirkinliği.
“1 Mayıs! İşçinin emekçinin bayramı…”
her türlü sömürüye karşı mücadele günü. 1 Mayıs’a tarihinin doğduğu,
yükseldiği yerden sahip çıkmaktan dün olduğu gibi bugün de
vazgeçilmeyecek ve mücadelede dün olduğu gibi bugün de kadınlar
yerlerini alacaklar.
Ama yazılan tarih içinde kadınların
adından da, sözlerinden de eser yok.
Oysa direnişlerin, mücadelenin
tarihlerini kadınlar da yazdı.
‘77 kanlı 1 Mayıs’ında ölenlerin
arasında kaç kadın vardı, isimleri neydi? İsimleri yok, yüzleri yok
erkeklerin yazdığı tarihte. Oysa, kadınlar hep vardı. O gün ulaşılan
bilgilere göre 9 kadın yaşamını yitirdi. Yine 90 1 Mayıs’ında İTÜ
Öğrencisi Gülay Beceren felç oldu.
Yüreğimiz tüm yitirdiklerimiz için
acıyor ama alınmasın kimse; O kadınlar için canımız daha bir başka
yanıyor, böylesine yok sayıldıkları için.
Erkek egemen kapitalist sistemle,
yaşamın hücrelerine sinmiş cinsiyetçi değerler, dayatmalarla mücadele
etmezsek; mücadele edenleri biz yaşatmazsak, erkeklerin tarihi hiç
yaşatmayacak.
Şimdi yalnız, kanlı 1 Mayıs’ın 31. yılında, erkeklerin yazıp, kadınların
yok sayıldıkları tarihe, kadınların tarihini yazmak için; vurulan,
panzerler altında ezilen Hacer İpek Saman, Hatice Altun, Hülya Emecan, Jale
Yeşilnil, Kadriye Duman, Leyla Altıparmak, Meral Cebren Özkol, Nazan
Ünaldı, Dilan Nergis, Sibel Açıkalın’ı düştükleri yerde yaşatmak için
Taksim’de buluşacağız. Kadınca isyanla, "erkekçe" hesaplar yapmadan,
o
günü yaşayanlar tarihi bugüne taşımak için, o günü yaşamayanlarımız
sahip çıkmak için Taksim’de olacağız.
27 Nisan 2008’de Saat: 15.00 de Mis sokakta buluşup, Kazancı Yokuşuna
yürüyeceğiz.
Tüm kadınları Taksim’de bulaşmaya, herkesi bu anlamlı çıkışa destek
vermeye, katkı sunmaya, alanda yer almaya çağırıyoruz.
Sosyalist Demokrasi Partisi
Merkezi Kadın Koordinasyonu