SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ


SDP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI OĞUZ ENDER


Anayasa Mahkemesi kararı 'hukuk darbesi'dir


7 Haziran 2008


Basın Açıklaması

Sosyalist Demokrasi Partisi,  Parlamentonun tersi yönde kararına rağmen,  Anayasa Mahkemesinin almış olduğu “ başörtüsü yasağına devam” kararını “hukuk darbesi” olarak görüyor ve parti kapatma davalarını da parlamentonun almış olduğu kararların iptal edilmesini de darbe olarak niteliyor.

28 Şubat askeri darbesiyle başlayan “dolaylı yollardan darbe” süreci artık sürekli hale getirilmiş bulunuyor.

Askeri vesayeti kurumsallaştıran 12 Eylül darbe anayasası, yarım yamalak da olsa halk iradesinin yansımasına olanak tanımıyor.

Önce “Ayışığı ve Sarıkız” darbe girişimleri ile başlayan “darbe süreci” ardından Şemdinli , Atabeyler, Sauna ve  Ergenekon gibi darbeci çetelerinin provokasyonları, yani Hakkari ve Şemdinli’de bombalamalar,  Hrant Dink cinayeti, Danıştay cinayeti, Cumhuriyet gazetesinin üst üste bombalanması vb.ile yeni aşamalara sıçradı. Buna  “Cumhuriyet mitingleri” adı altında yapılan “darbe sürecini destekleme mitingleri”  ve  “367 krizi” ile yaratılan “yargı darbesi”  eşlik etti ve nihayet süreç 27 Nisan askeri muhtırası ile devam ederek 22 Temmuz seçimlerine gelindi.

Darbeciler ve darbeden medet uman CHP gibi milliyetçi ve şoven çevrelerin hezimeti ile sonuçlanan 22 Temmuz seçimleri darbecileri bir an için olsa geriletse bile, AKP’nin darbecilerle uzlaşma arama ve Kürt sorununda savaşı yükseltme adımlarıyla yani hava ve kara harekâtları ile DTP’ye karşı kampanyalarla siyasi ve toplumsal hayat yine darbecilere ve çetelere hazır hale getirildi. Darbeci Ergenekon çetesinin küçüçük de olsa ortaya çıkan yüzü darbecilerin ne türden provokasyonlar içinde olduklarının kanıtlarıyla dolu.

Darbe sürecinin belirli bir aşamasında DTP hakkında açılan kapatma davasına AKP hakkında açılan kapatma davası eklenerek, darbecilerin gözlerini kararttıklarının en belirgin işareti de verilmiş oldu. Parlamentonun %60’ını kapatmak manasına gelen bu adımlara “darbe” kavramından başka bir ad bulunamaz.

Bununla da yetinmeyenler kapatma davasının yarattığı kriz sırasında bir bir ortaya çıkarak parlamentoya karşı “yargı darbesi”ni meşrulaştırmaya yönelik muhtıralarına devam ettiler ve nihayet sadece parlamentonun çıkarttığı yasaları şekil açısından ele alma yetkisi olan Anayasa Mahkemesi, yeni bir adım atarak parlamentonun %70’inin üzerinde destekle çıkarılan “üniversitelere başörtüsü ile girme” yasağını kaldıran yasal düzenlemeyi iptal ederek, parlamentonun elinden yasama yetkisini de aldı. Bunun hukukla ve demokrasi ile yakından uzaktan hiçbir alakası olamaz. Söylendiği gibi bu olsa olsa hukukun darbecilerin hizmetine sunulmasıdır.  Anayasa Mahkemesinin kararının ardından CHP’nin ve Generallerin yaptıkları açıklamalar bu sürecin kimler tarafından ve hangi ittifakla gerçekleştiğini gözler önüne seriyor.

Diğer yandan Anayasa Mahkemesinin “parlamentoya karşı darbe” manasına gelen kararıyla birlikte, AKP hükümetinin kapatma davası açıldığından bu yana -parti kapatmalarını yasaklayacak anayasal düzenleme yapmayarak, Anayasa mahkemesinin birkaç üyesine kellesini uzatarak, halkın eylemli gücüne dayanmaktan korkarak, 1 Mayıs’ta Taksim’i yasaklayıp emekçilere saldırarak- kendi paçasını kurtarmak için darbecilerle pazarlığa girişen ve Kürt sorununda savaş hükümeti gibi davranarak darbecileri Kürdün sırtından yatıştırma ve kendini kurtarma siyaseti çökmüştür.

Yeni Anayasa tartışmalarında, Anayasanın “ilk dört maddesine dokunmam”  diyen Hükümete karşı bu maddelere dayanarak darbe girişiminde bulunulmasından ders çıkartmayanların akıbetinin kendi selefleri gibi olması kader gibidir.

Sosyalist Demokrasi Partisi, ne kadar anti demokratik yasalarla ve baskılarla oluşursa oluşsun devletin memurlarının Parlamentoya karşı darbe girişimlerinin karşısında olduğunu her defasında tartışmaya yer bırakmayacak biçimde savundu. Parlamentoyu kapatma veya onun yetkilerine karşı darbe yapma girişimlerine direneceğini açıkladı.

Darbe emekten barıştan demokrasiden yana olan herkesin düşmanıdır. O halde demokrasiden yana olan tüm çevreler aralarındaki farklara bakmaksızın demokrasinin kırıntılarını bile ortadan kaldırmaya yönelen bu girişimlere karşı birleşmelidir. SDP buna hazır bir partidir. SDP herkesi darbecilere ve darbe girişimlerine karşı direnmeye ve parlamentoyu savunmaya çağıyor.

Yapılması gereken ilk iş, darbe anayasası olan 12 Eylül Anayasasını çöpe atmak ve demokratik ve özgürlükçü bir anayasa ile savaş ve askeri vesayete son vermektir.

Ne var ki, AKP bunca çoğunluğuna rağmen parlamentonun haklarını koruyamayan bir siyasi partidir. Bırakın Parlamentonun haklarını kendi haklarını bile korumaktan aciz bir partidir. Bu durum demokrasi mücadelesinin gerçek yürütücülerinin de ne yapması gerektiği konusunda oldukça öğretici derslerle dolu.

AKP’ye metropollere refah, Kürtlere barış geleceğine dair umut ederek oy verenlerin umutları çöktü. AKP’ye verilen oylar boşa gidiyor. AKP askeri vesayet karşısında güçsüzdür. Darbecilere karşı halkın eylemli gücüne dayanmaktan korkmaktadır. O nedenle şimdi askeri vesayete, Kürt sorununda çözümsüzlüğe karşı ve yaklaşan ekonomik krizin faturasını emekçilere kesmeye karşı mücadelede, AKP’nin alternatifi olarak çatı partisinde birleşmek en ivedi görevdir. Darbe ve savaş sürecine son vermek için, gerçek demokrasiden yana kesimlerin kaybedecek hiç vakti kalmamıştır.

 

7 Haziran 2008

Oğuz Ender

Sosyalist Demokrasi Partisi

Genel Başkan Yardımcısı

 

 


BASIN


Oğuz Ender

Anayasa Mahkemesi kararı hukuk darbesidir


SDP Genel Başkanı Filiz Koçali Darbeci Generaller Hakkında Suç Duyurusunda Bulunda


SDP Merkezi Kadın Koordinasyonu:
Kadınların 1 Mayıs Tarihi


Ecevit Piroğlu:

1 Mayıs'ta Taksim Yasağı kaldırılmalı, 1 Mayıs "resmi tatil" ilan edilmelidir


Ecevit Piroğlu:

Trabzon'da gece yarısı baskını


SDP'li Kadınlar:

Newroz'da tutuklanan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın!


Oğuz Ender:

Newroz göstericileri derhal serbest bırakılmalıdır!


Ecevit Piroğlu:

Artık Yeter! Edi Bes e!


Filiz Koçali:

Parti kapatma davalarına sonverilsin


Ecevit Piroğlu:

Uludağ Üniversitesi'nde Yaşananların Sorumlusu İçişleri Bakanlığıdır


Filiz Koçali:

Kara harekatı değil, işgal!


Filiz Koçali:

“Türbana özgürlük, Kürde inkar ve imha” çizgisi Türk-islam sentezine dayalı faşizan bir rejime kapıyı açabilir

10 Şubat 2008


Anıt Baba:

SDP, tüm demokrasi ve barış yanlılarını bir an önce harekete geçmeye ve iç savaş tehlikesine karşı durmaya çağırıyor

4 Şubat 2008


SDP MYK:

Bu saldırı SDP şahsında sola ve sosyalizme yöneliktir

12 Ocak 2007


Filiz Koçali:

Partimizin devrimci çizgisine karşı yıkıcı kampanya yürütenler, kampanyalarını "plaza medyası" ile birleştirdiler!

11 Ocak 2008


SDP III. Olağan Büyük Kongre ve Konferansı

8-9 Aralık 2007


SDP Genel Başkanı Filiz Koçali'nin III. Büyük Kongre Açış Konuşması

9 Aralık 2007


Filiz Koçali:

Çatışmalara Karşılıklı Son Verilsin!

23 Ekim 2007


Günay Kubilay:

Referandum Ciddiyetten Yoksundur!

20 Ekim 2007


Filiz Koçali:

Tezkereye Hayır!

15 Ekim 2007


SDP MYK:

Mehmed Uzun'u Yitirdik

11 Ekim 2007


DTP-EMEP-SDP:

Bin Umut Adaylarını Destekliyoruz

28 Haziran 2007