SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ


SDP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ECEVİT PİROĞLU


Günümüz konjonktüründe yegane "gerçekçi sol" seçenek çatı partisidir


26 Haziran 2008


Basın Açıklaması

 

Özellikle son bir buçuk yıl içinde tanık olunan siyasal ve toplumsal gelişmelerin, Türkiye'nin mevcut gidişatından rahatsız geniş kesimlerde yeni bir siyasal seçenek arayışını doğurduğu açıkça hissediliyor. Bu arayışın işaret ettiği boşluğun doldurulması konusunda sol'dan nasıl yanıt verileceği tartışmasının ise henüz tamamlanmadığı görülüyor. Son günlerde, medyaya da yansıyan “Çatı Partisi”, “Sol Seçenek” vb. öneriler üzerinden yürüyen tartışmalar bu çerçevede anlam kazanıyor. SDP, bu tartışmalara konu olan “Çatı Partisi” önerisinin öznelerinden biri olduğundan bu tartışmaya dair görüşlerini kamuoyuyla birkez daha paylaşmayı gerekli görmektedir.

Hatırlanacağı üzere, Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP), Türkiye'de yürütülen emek, barış ve demokrasi mücadelesini niteliksel ve niceliksel olarak yükseltmenin aracı olarak formüle ettiği Çatı Partisi perspektifini 18-19 Kasım 2005 tarihinde gerçekleştirdiği İkinci Konferansı'nda karar altına alarak, benimsemişti. SDP İkinci Konferansı'nda; “Türkiye işçi sınıfının Kürt emekçi halkıyla stratejik ittifakına, onun politik biçimi olarak, sosyalist hareketle Kürt özgürlük hareketinin kolektif öncülüğünde en geniş toplumsal muhalefet güçlerinin çatı partisi biçimindeki cephesine dayanan demokratik, toplumsal, devrimci değişimin eylem programını hazırlama” görevini önüne koymuştu. Çatı Partisi önerisi, son birkaç yıl içinde yaşanan ve düzenin krizine yol açan hızlı gelişmelerle birlikte geniş demokrasi güçlerince tartışılmaya başlandı.

SDP, Çatı Partisi perspektifi doğrultusunda eylem programı çerçevesini geliştirirken; Türkiye'nin temel sorunlarını, halkların yakıcı taleplerini ve Türkiye'deki demokrasi güçlerinin somut durumlarını esas almaya çalıştı. Zira, ancak böylesi bir yöntemsel perspektif esas alınarak oluşturulacak bir eylem programının, “lafta” değil “gerçekte” bir seçenek olabileceğine inandı. Siyasal mücadelede seçenek olabilmenin, soyut bir ideolojik çerçeveyle değil, gücünü yakıcı sorunlara dair uygulanabilir çözümlerden alan bir eylem programıyla ve reel bir yan yana geliş formülüyle mümkün olabileceğini savundu. SDP, hala bu konudaki ısrarını sürdürüyor.

SDP, Türkiye'de Kürt Sorunu'nun demokratik sorunların en önemlisi olduğu konusunda ısrar ediyor. Kürt Sorununun çözümsüzlüğü; halen toplumu militarize etmeye, askeri vesayeti meşrulaştırmaya, derin devlet aygıtını tahkim etmeye, gençlerin yaşamlarını ellerinden almaya, işçi sınıfını şovenizm zehriyle içinden bölmeye, bütçeden aslan payının, eğitime, sağlığa değil de savaş harcamalarına ayrılmasına neden olmaya, militarist iklim üzerinden erkek egemen tahakkümün meşruiyetini sağlamaya, savaş yoluyla çevrenin tahribatına gerekçe olmaya devam ediyor.

İşte bu yüzden Kürt Sorunu, tüm demokrasi güçlerini, başta işçi sınıfı olmak üzere geniş toplumsal kesimleri ilgilendiren, Türkiye'nin en yakıcı demokratik sorunu olma özelliğini gösteriyor. Aynı nedenle SDP, Türkiye'de siyasal seçenek olabilmenin yolunun, Kürt Sorunu'nun demokratik çözümü konusunda toplumsal düzlemde ikna edici olabilen bir odak olabilmeyi başarmaktan geçtiğini düşünüyor. Türkiye'nin demokratik sorunlarının yanı sıra emeğin sorunlarına ve en genel çerçevede Türkiye'de yaşanmakta olan tüm sosyal sorunlara; tabanını Kürt emekçi kitlelerin oluşturduğu Kürt Özgürlük Hareketi'nin temsilcileri ile birlikte çözüm bulmakla, işçi sınıfı ve geniş ezilen kesimler içinde şovenizmin yarattığı bölünmeye karşı, halkların kardeşliğini el birliğiyle tesis etmekle mümkün olacağını savunuyor. Zira son 18 yıllık dönem, Kürt Sorunu'nu tali gören, Kürt Özgürlük Hareketi ile arasına bilinçli bir biçimde mesafe koyan tüm sol, sosyalist stratejilerin, hem militarizmin ve şovenizmin yükselişini durdurmak konusunda hem de işçi sınıfını örgütlülüğünü geliştirmek konusunda başarısız kaldığını gösteriyor.

Diğer yandan, Türkiye'nin demokratik, sosyal ve siyasal sorunlarının çözümünün zemini olması beklenen yasama ve yürütme organlarının, askeri vesayet kurumlarının, yargı organlarının ve 12 Eylül Anayasası'nın boyunduruğu altında olması gerçeği ile karşı karşıyayız. Düzenin ideolojik, siyasal ve ekonomik boyutları olan hegemonya krizinin, daha az demokrasi, daha az özgürlük ve daha az sosyal hak demek olan, derin devlet tezgahlarında tasarlanmış darbe girişimleriyle çözülmeye çalışıldığı görülüyor. Kürt sorununun çözümsüzlüğü askeri vesayeti güçlendiriyor askeri vesayet Kürt sorununun çözümsüzlüğünü derinleştiriyor. Demokrasi güçlerini doğrudan tehdit eden bu gelişmeler, aynı zamanda düzenin farklı nedenlerle mağdur ettiği toplumun çok farklı ezilen kesimlerini kaygıya sürüklüyor. Yalnız Kürtler değil, inançlarından ötürü baskı gören Aleviler, devletçi laikliğe itiraz eden Sünniler, ayrımcı politikaların mağduru olan gayrimüslimler, kültürlerini özgürce yaşamak ve geliştirmek isteyen Laz, Çerkes, Gürcü, Arnavut, Arap, Roman vb. tüm toplulukların, farklılıkları zenginlik olarak değil bölücü bir tehdit olarak algılayan darbeci zihniyetin yükselişinden tedirginlik içinde oldukları görülüyor. Türkiye, bir “halklar hapisanesi”ne dönüştürülmek isteniyor. İşte gerçek bir siyasal seçenek olabilmenin yolu bu somut gerçekliği görmekten, Türkiye'yi “halklar hapisanesi”ne dönüştürmek isteyen projenin karşısına Türkiye'yi “kardeşlik sofrası”na dönüştürme projesini koyabilmekten geçiyor. “Yeter söz halklarındır” diyerek askeri vesayetin ortadan kaldırılmasının, darbe girişimlerinin köküne kibrit suyu dökülmesinin, 12 Eylül Anayasası'nın lağvedilerek demokratik bir Anayasa'nın yazılmasının öznesi olacağına geniş kesimleri inandırmayı başaramayan bir seçenek, gerçek bir siyasal seçenek olamayacaktır.

Bu perspektiften hareketle SDP, bir kez daha tüm demokrasi güçlerini; Kürt Sorunu'nda çözümsüzlüğe ve askeri vesayete son verme güncel politik hedefiyle, darbe girişimlerine ve militarizme karşı, emek düşmanı politikalara ve yaklaşmakta olan iktisadi krizin faturasının emekçilere çıkartılmasına karşı, erkek egemen cinsiyetçi politikalara karşı, devletçi laikliğe karşı, ekolojik sistemin kâr ve savaş güdüleriyle fütursuzca tahrip edilmesine karşı yegane sol seçeneği temsil eden; Kürt Özgürlük Hareketi ile sosyalistlerin ve en geniş demokrasi güçlerinin biraraya geliş zemini olan “Çatı Partisi”nin kuruluş sürecine katılmaya çağırıyor.

26 Haziran 2008 

Ecevit Piroğlu

Sosyalist Demokrasi Partisi

Genel Başkan Yardımcısı

 

 


BASIN


Ecevit Piroğlu:

Sermaye sınıfı ve hükümet, Tuzla'da ölümleri durdurmayı değil, ölümlerin üzerini örtecek bir ittifak örmeyi hedefliyor


Oğuz Ender

Anayasa Mahkemesi kararı hukuk darbesidir


SDP Genel Başkanı Filiz Koçali Darbeci Generaller Hakkında Suç Duyurusunda Bulunda


SDP Merkezi Kadın Koordinasyonu:
Kadınların 1 Mayıs Tarihi


Ecevit Piroğlu:

1 Mayıs'ta Taksim Yasağı kaldırılmalı, 1 Mayıs "resmi tatil" ilan edilmelidir


Ecevit Piroğlu:

Trabzon'da gece yarısı baskını


SDP'li Kadınlar:

Newroz'da tutuklanan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın!


Oğuz Ender:

Newroz göstericileri derhal serbest bırakılmalıdır!


Ecevit Piroğlu:

Artık Yeter! Edi Bes e!


Filiz Koçali:

Parti kapatma davalarına sonverilsin


Ecevit Piroğlu:

Uludağ Üniversitesi'nde Yaşananların Sorumlusu İçişleri Bakanlığıdır


Filiz Koçali:

Kara harekatı değil, işgal!


Filiz Koçali:

“Türbana özgürlük, Kürde inkar ve imha” çizgisi Türk-islam sentezine dayalı faşizan bir rejime kapıyı açabilir

10 Şubat 2008


Anıt Baba:

SDP, tüm demokrasi ve barış yanlılarını bir an önce harekete geçmeye ve iç savaş tehlikesine karşı durmaya çağırıyor

4 Şubat 2008


SDP MYK:

Bu saldırı SDP şahsında sola ve sosyalizme yöneliktir

12 Ocak 2007


Filiz Koçali:

Partimizin devrimci çizgisine karşı yıkıcı kampanya yürütenler, kampanyalarını "plaza medyası" ile birleştirdiler!

11 Ocak 2008


SDP III. Olağan Büyük Kongre ve Konferansı

8-9 Aralık 2007


SDP Genel Başkanı Filiz Koçali'nin III. Büyük Kongre Açış Konuşması

9 Aralık 2007


Filiz Koçali:

Çatışmalara Karşılıklı Son Verilsin!

23 Ekim 2007


Günay Kubilay:

Referandum Ciddiyetten Yoksundur!

20 Ekim 2007


Filiz Koçali:

Tezkereye Hayır!

15 Ekim 2007


SDP MYK:

Mehmed Uzun'u Yitirdik

11 Ekim 2007


DTP-EMEP-SDP:

Bin Umut Adaylarını Destekliyoruz

28 Haziran 2007