SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ


SDP GENEL BAŞKANI FİLİZ KOÇALİ


Çatı Partisi Bir Tür Konfederal Örgüt


BirGün gazetesinde, "Yerel Seçimlere Hazırlanırken Sol - Yönelimler İttifaklar Tartışmalar" yazı dizisi içinde, 12 Mayıs 2008'de, teknik nedenlerle kısaltılarak yayınlanan söyleşinin tam metni.


Soldaki arayış ve tartışmaların odak konusu olan çatı partisi önerisinin ne olduğunu önerinin isim "babası" sayılan SDP Genel Başkanı Filiz Koçali ile görüştük. Bu öneriye ilşikin en net yaklaşıma sahip SDP, Çatı Partisini Kürt hareketiyle sosyalistlerin buluşma zemin, ortaklık zemini olarak tanımlamaktadır. SDP Başkanı, aslında Çatı Partisi konusunda azımsanmayacak bir kesimin merak ettiği noktalara ilişkin partisinin tutumunu BirGün okurlarıyla paylaştı.

 

Bize göre Çatı Partisi elbette kendisini bir “seçim partisi” olarak tanımlayamaz, ama kapılarını da Çatı Partisi’ni kendi açısından yalnızca bir “Seçim Partisi” olarak kabullenenlere tümüyle kapamamalı. Biz, bizimle ve Kürt özgürlük hareketiyle birlikte sosyalizme kadar yürümek isteyenlerle stratejik ittfakı Çatı Partisi’nde kurmaya çalışacağız. Aynı zamanda bizimle yalnızca seçimden seçime yürümek isteyenlerle de, onlarla parlamentarizm anlamında “seçim pazarlıklarına girmeksizin”, SDP olarak yürümeye çalışacağız.

 

  • Kısa süre önce yaşanan seçimlerde solun hali pür melali ortaya çıktı. Bu   durum nasıl aşılabilir?

Solun seçimlerde yaşadığı başarısızlığı aşması için, 1980’den bu yana yapılan her iki seçim arasında sokakta, grevlerde, direnişlerde, örgütlenmede, kitleler arasında çalışmada, birlik oluşturmada, ittifaklar kurmakta uğradığı başarısızlıkları aşması gerekir. Sosyalistlerin geleneklerinde “önce seçim başarısı, sonra sokak başarısı” diye bir yöntem yok...Tarihte devrimcilikten parlamentarizme doğru gerilemelere pek çok kere tanık olduk. Ama ben, parlamentarizmden devrimciliğe doğru bir gelişmeden söz edildiğini hiç duymadım. O nedenle karşı karşıya olduğumuz temel sorun seçimlerdeki başarısızlık değil. Sokaktaki, örgütlenmedeki, birlik ve stratejik ittifakları oluşturmaktaki başarısızlığımızdır. Aşılması gereken bu. Tabii bu söylediklerim “Türk solu” için geçerli. DTP, bütün baskılara, zorluklara rağmen Parlamento’da bir grup kurma başarısı elde etti.

  • Çatı Partisini nasıl tanımlıyorsunuz?

Bilindiği gibi, Çatı Partisi kavramı, 2002 yılında SDP’yi kuranlar tarafından ortaya atıldı. O sırada Kürt özgürlük hareketinin saflarında bir eğilim “Türkiyelileşme” kavramını, “ortak parti” hedefiyle bağlamıştı. Biz hem sosyalistlerin kendi bağımsız partilerini, hem de Kürt özgürlük hareketinin kendi bağımsız partisini koruması gerektiği sonucuna vardığımız için, “ortak parti” modeli yerine, sosyalist hareketle Kürt özgürlük hareketinin stratejik ittifakı temelinde demokrasi güçlerinin cephesini, seçimlere de katılma imkanını sağlayacak olan “Çatı Partisi” biçiminde kurma modelini ortaya attık. Bugün realize edilme aşamasına gelen Çatı Partisi’nin tarihsel arka planı özetle böyle.

  • Çatı partisinde yer alan parti ve  siyasi çevrelerin önceki partileriyle ile ilişkisini, hukukunu  nasıl öneriyorusunuz?

Çatı Partisi modelinde, kafaları bulandıracak, ona katılacakların varlıklarını şüpheye düşürecek olan hiç bir karışıklık yok. Bu tümüyle aynı olmasa bile bir tür konfederal örgüt modeli. Tıpkı sendikalarımızın örgütlenme modeli gibi. Nasıl ki bir Yol-İş sendikası Türk-İş çatısı altına girdiğinde kendi örgütsel yapısını dağıtmıyorsa, kendi sendikal programından vazgeçmiyorsa, kendi üyelerini tasfiye etmiyorsa ve kendi faaliyetini sona erdirmiyorsa, Çatı Partisi’nde yer alacak olan güçler de tüzel kişiliklerini koruyacaklar.

Çatı Partisi’nin hukuku çoğulculuk, eşitlik, dayanışma, eylemde birlik, tartışmada ikna ve hoşgörü, karar almada mutabakat, ayrı eylem özgürlüğü, kadınlara pozitif ayrımcılık, partilerin, sendikal ve mesleki örgütlerin birbirlerinin iç işlerine karışmaması, partisiz aydınların toplamına özel statü gibi, bizlerin BSP ve ÖDP deneyleri esnasında geliştirdiğimiz, Kürt özgürlük hareketinin muazzam kitlesel hareketi içinde yeni boyutlar kazanan ilkelere dayanmalı...

  • Bunun politik özneleri, toplumsal güçleri kimlerdir? Bu nasıl inşaa edilecektir?

Biz Çatı Partisi’ni demokrasi güçlerinin en geniş cephe partisi olarak anlıyoruz. Çatı Partisi’nde birleşecek olan güçlerin her biri, bu birliği kendi amaçlarına en uygun biçimde yorumlamakta elbette özgürdür. Örneğin biz, Çatı Partisi’ne bugün için en geniş demokrasi güçleriyle birlikte askeri vesayet rejimine ve Kürt sorununda çözümsüzlüğe son verme, gelecekte ise demokratik, devrimci, toplumsal değişim yolu ile ve Kürt özgürlük hareketiyle birlikte sosyalizme yönelme programımızla katılmak istiyoruz.

Bu bizim anlayışımız. Yani Çatı Partisi bizim bu anlayışımızı benimsemek zorunda değil. Ama Çatı Partisi bizim bu anlayışımıza “kapalı” bir parti olmamalı.

Örneğin Çatı Partisi’ne Türkiye’nin demokratikleşmesini AB üyeliğinde gören çevreler de katılabilmelidir. Yani Çatı Partisi AB hedefini programına almamalı, ama aynı zamanda nasıl sosyalizme kapalı olmayacaksa, AB hedefine de kapalı olmamalı...

Şunu da ifade etmek gerekir: Çatı Partisi ırkçılık, faşizm, militarizm gibi halk düşmanı akımlara kapılarını elbette kapamalı, ama bunların dışında kendine özgü bir “dünya görüşü” ya da “ideoloji” dayatarak, farklı dünya görüşlerine, ideolojilere, inançlara ve inançsızlığa yasak koymamalıdır.

Bu açıdan Çatı Partisi’nde bugünkü militarist, vesayetçi rejime, onun dayattığı bürokratik laikliğe karşı olan, Türkiye’nin demokratikleşmesini savunan, hatta bir tür islami sosyalizme yönelen, ama insanın gerçek kurtuluşunu ölümden sonraki yaşamda arayan islami akımlar da yer alabilmelidir.

Kısaca, Çatı Partisi öyle bir parti olmalıdır ki, her somut tarihsel koşulda onun kitle tabanı sürekli genişleyip, güçlensin, buna karşılık, onun saflarında yer alan politik güçler, gönüllülük temelinde, Çatı Partisi’yle ilişkilerini her aşamada yeniden tanımlasın. Örneğin biz, eğer mümkün olursa, Çatı Partisi’yle onun zaten emekçilerden oluşan tabanının kendi deneyleriyle devrimin zorunluğunu kavraması temelinde sosyalizme kadar gitmeyi isteriz. Bazıları askeri vesayete ve Kürt sorununda çözümsüzlüğe son verilmesini kendi AB hedeflerine ulaşmak bakımından yeterli sayacaklardır.

  • Seçim Partisi veya ittifak partisi mi öneriyorsunuz?

Çatı Partisi’nde yer alan kimileri de yapılacak ilk seçimlerde, önlerine koydukları amaca ulaşmayı yeterli sayabilirler. Çatı Partisi içinde daha uzun erimli mücadeleler için birleşenlere, bir seçim işbirliği önerebilirler. Eğer bu işbirliği makul bir işbirliği ise, Çatı Partisi bunu onaylar ve bu çevreler de, bizimle askeri vesayete ve Kürt sorununda çözümsüzlüğe son verene ve gelecekte de sosyalizme kadar yürümek yerine, seçimlere kadar yürümüş olurlar. Yürümek, ne de olsa yürümektir.  Bize göre Çatı Partisi elbette kendisini bir “seçim partisi” olarak tanımlayamaz, ama kapılarını da Çatı Partisi’ni kendi açısından yalnızca bir “Seçim Partisi” olarak kabullenenlere tümüyle kapamamalı. Biz, bizimle ve Kürt özgürlük hareketiyle birlikte sosyalizme kadar yürümek isteyenlerle stratejik ittfakı Çatı Partisi’nde kurmaya çalışacağız. Aynı zamanda bizimle yalnızca seçimden seçime yürümek isteyenlerle de, onlarla parlamentarizm anlamında “seçim pazarlıklarına girmeksizin”, SDP olarak yürümeye çalışacağız.

Yani daha kolay bir anlatımla, Çatı Partisi’ni trene benzetirsek, trendekilerin bazıları son istasyona kadar bilet almışlardır, bazıları demokrasi istasyonunda inip AB trenine aktarma yapabilir, bazıları da ilk seçim istasyonunda trenden inebilir... Ama birisi çıkıp, “efendim, benim gideceğim istasyon seçim istasyonu, oraya kadar koskocaman bir trenle gitmek lüks olur, gelin tren yerine kağnıya binelim” derse, sanırım biz bunu kabul etmeyeceğiz.

  • Bir çalışma takvimi ve planı oluşturuldu mu, ya da böyle bir öneri var mı?

Çalışma takvimi ve planı özetle şudur: En kısa zaman, en yüksek hız...Türkiye rutubetli bir havaya sahip. Deney gösteriyor ki, ortaya atılan her öneri Türkiye’nin rutubetli havasında büyük bir hızla çürüyor... Eğer çalışma takviminde ve planında “en kısa zaman ve en yüksek hız” ilkesiyle hareket edilmezse, Çatı Partisi çabaları da tahminlerin çok ötesinde bir hızla çürüyecektir.

Bir demokratik, çözüm getirici çabayı ve öneriyi yalnız şiddet yoluyla engellemek yerine, onu solun iç anlaşmazlıklarının rutubetli havasına terketmek günümüzde gerçek iktidar güçleri bakımından en verimli yöntemi oluşturuyor. O nedenle Çatı Partisi’ni yaşama geçirme takviminde “en kısa zaman ve en yüksek hız” şu anda biricik devrimci tavırdır.

  • Çatı Partisi çalışması  EMEP, DTP, ÖDP ve  partinizin ortak çalışması olarak yansıdı. Bu partiler hangi ortak noktalarda buluşuyor?

EMEP, ÖDP, DTP ve SDP arasındaki ortak noktalar, ayrılık noktalarıyla kıyaslanmaz şekilde fazla. Bütün bu partiler, birbirlerinden kimi farklılıklara karşın gelecekte sosyalizmi amaçlıyor.

Gerçi bazı sosyalistler Kürt özgürlük hareketini “milliyetçi”likle suçluyor ve onu sosyalizme uzak sayabiliyor. Biz ise programında “bir gram” sosyalizm olan bir parti eğer milyonlarca yoksul insana ve onun devrimci eylemine dayanıyorsa, programında “bir ton” sosyalizm olan partiye kıyasla sosyalizme daha yakındır diye düşünüyoruz. Kaldı ki, Kürt özgürlük hareketi burada adı geçen diğer partiler gibi, aynı kökten, devrimci sosyalizm geleneğinden geliyor.

Söz konusu partiler, bugünün Türkiyesi’nde değişik kavramlarla da olsa, bize göre, askeri vesayet rejimine ve Kürt sorununda çözümsüzlüğe son verme hedefini minimum ortak program olarak benimseyebilirler. 

Böyle bir minimum programatik hedefin diğer hedeflerimizden vazgeçmek anlamına gelmediğini söylemek bile gereksiz. Biz emperyalizme, neoliberalizme, oligarşik iktidara, militarizme karşı mücadele eden partileriz. Sorun şu: Emperyalizme, neoliberalizme, oligarşik iktidara, militarizme karşı kitlelerin mücadelesinin önünü nasıl açabiliriz? Yanıtımız şu: Kitlelerin bu mücadelesinin önünde duran en güçlü iki engeli, yani askeri vesayet ve çözümsüzlük engelini, bütün güçlerimizi Çatı Partisinde birleştirerek aşabiliriz...

Biz söz konusu partiler ve hatta çok daha geniş güçlerle işte bu temelde güçlü ortaklıklar kurulacağını düşünüyoruz.   

. ÖDP, parti örgütüne bu çalışma içinde en azından şu anda içinde olmadığını  duyurdu. Bu bilgiler basında nasıl yer alıyor?

ÖDP’nin şimdilik Çatı Partisi çalışması içinde olmadığı doğru. Ancak ÖDP “çatı” kavramına uzak bir parti değil. Biz  2004 seçimlerinde, bırakalım şimdi düşünülen Çatı Partisi’ni, çoğu yerde SHP çatısı altında ÖDP’yle birlikte seçimlere katılmadık mı? ÖDP’nin şu ana kadar Çatı Partisi ile ilgili tartışmalara doğrudan katılmamış olması ÖDP’nin ilgisizliğinden olmadı diye düşünüyorum. Bizler, yani EMEP, SDP ve DTP Çatı Partisi için harekete geçme konusunda şu son zamana kadar bir hayli geciktik. Ancak şimdi Çatı Partisi önerisini ÖDP de içinde, Çatı Partisi’nde yer alabilecek çevrelerle konuşabilecek kararlılığa ulaştık. Demek istediğim şu: Ortada ÖDP’den ve diğer çevrelerden ayrı bir Çatı Partisi hazırlığı yok. Çatı Partisi için harekete geçelim mi, öneri yapalım mı, yapmayalım mı tartışmasından yeni kurtulduk. O nedenle ÖDP’nin kendi örgütüne “Çatı Partisi hazırlığı içinde olmadığını” duyurması, ÖDP’nin bizimle Çatı Partisi hakkında konuşmayacağı anlamına gelmiyor sanırım. Öyle olduğunu kuvvetle umuyorum. ÖDP’yle konuyu konuşacağız ve asıl hazırlık çalışması da o zaman başlayacak.

  • Çatı Partisi başkanlığı için adınız geçiyor, bunu  yalanladınız. Peki nereden çıktı bu haberler?

Çatı Partisi’ne başkan olacağıma dair haberleri yalanladığım günden beri medyada bu konuya ait hiç bir haber çıkmadı. Bu da gösteriyor ki, haber, onu ilk yazan tarafından uydurulmuştur... Ortada ciddi bir belirti olsaydı, hiç bir yalanlama, medyanın bu haberi derinleştirmesini önleyemezdi...Haberi uyduranın neden uydurduğunu ben bilemem. Uydurana sormak en iyisi.  

  • Çatı Partisiyle ilgili Mayıs ayı içinde girişim heyetinde kimlerin yer alması amaçlanıyor?

ÖDP ve öteki çevre ve kişilerle görüşmeden, girişim heyetinde kimlerin yer alacağını kestirmek mümkün değil.

  • Yaklaşan yerel seçimlere sol nasıl yaklaşmalı? Nasıl bir seçim taktiği izlenmeli?

Yerel seçimlerin temel amacı AKP’nin Diyarbakır seferini bozguna uğratmak, onun yerel yönetimlerdeki mevzilerini geriletmek ve DTP’nin Kürt coğrafyasındaki konumlarını koruyup, genişletmesi için gerekli bütün politik adımları atmak, her türlü dayanışmayı örgütlemektir. Bu amaca ulaşamayanlar, yerel seçimlerde tam bir yenilgiye uğramış saymalıdır kendilerini...

Yerel seçimlerin diğer temel amacı, metropollerde, geleceğin sosyalist yerel yönetimcilik hareketinin ilk adımlarını atmak, küçük, büyük bakmaksızın kazanılabilecek il, ilçe, belde belediyeleri için güçlü bir işbirliği ve dayanışma örgütlemektir. Bunun anlamı, bugün için sembolik alanlarda da olsa, yerel yönetimlerde AKP’nin alternatifini yaratmaktır. 

Böylece yerel seçimlerde biz, Kürt coğrafyasında AKP’nin varolan gerçek alternatifini yerel iktidara taşımayı, metropollerde ise AKP’nin henüz varolmayan alternatifini yaratma konusunda ilk adımları atmayı politik hedefler olarak benimsiyoruz. 

Bu amaçlara ulaşmak için yapılması gerekenler geçen genel seçimlerde ortaya çıkmıştı. Nasıl o seçimlerde hepimiz tek bir bölgede Ufuk Uras’ın kazanması için kolları sıvadıysak, bu seçimde de, yerellerde ortak adaylarımıza aynı şekilde sahip çıkacağız ve mutlaka umulanın da ötesinde yerel yönetimlere ortak adaylarımızı seçtirmeyi başaracağız.

  • Bugüne kadar sol siyasal güçler birçok kez seçim ittifakları yaptılar. Ama hiç birinde ittifak yapan güçlerin aritmetik toplamına yakın sonuç elde edilemedi. Bunu nasıl izah edilebilir?

Ben, seçim ittifakı yapan güçlerin girdikleri seçimlerde her birinin aritmetik toplamından daha az oy alındığına kuşkuyla bakıyorum. Ancak, Türk soluna, pek çok haklı nedenlerle güvenmeyen Kürt seçmen kitlelerinin, seçime bir ay kala yapılan seçim ittifakıyla kendisine sunulan o Türk solunun adayına oy vermesini beklemek saflık olur. Aynı zamanda kimi sol partilerin tabanındaki milliyetçi etkilerin de Kürt adaylara oy vermeyi engellediğini düşünmek mümkün. Bence seçime bir ay kala aceleyle kotarılan seçim ittifaklarında yaşanan başarısızlıklar, bu ittifakların sıradan parlamentarizme özgü kirli pazarlıklar olarak algılanması, aynı zamanda ittifak yapan güçlerin tabanlarında gerekli benimsetme çabalarına zaman kalmaması büyük bir rol oynamıştır.

Yani ittifak yapmak yanlış olmamış, ittifakı seçime bir ay kala ve yalnızca seçim için yapmış olmak, kitlelerde haklı olarak güven duygusu yaratmamıştır. Kalıcı ittifaklar kurulduğu ve bu ittifaklar Çatı Partisinde örgütlendiği zaman, bu güvensizlik duygusu kırılacak ve ittifak, onu kuranların matematik toplamının çok üstünde sonuçlar alacaktır.

  • Hakkında kapatılma davası açılan AKP, yerel seçimlerde nasıl bir sonuç elde edebilir?

AKP hakkında açılan davanın yerel seçimlerden önce sonuçlanması ihtimal dahilinde. Bize göre AKP’nin anayasa değişikliği yapmak yerine, başını Anayasa Mahkemesinin yedi üyesine uysalca uzatmış olması şu anlama geliyor: AKP liberallerle AB hedefi temelinde ittifaktan vazgeçmiş, devlet partisi olma yoluna girmiştir ve Kürt sorununda çözümsüzlük yanlılarına bütünüyle teslim olmuştur. Böyle olunca, AKP eğer yeni bir atak yapamazsa, liberal çevrelerin, onların etkisindeki kimi demokrat kitlelerin desteğini yerel seçimlerde yitirecektir. Zap seferindeki bozgun ve Newroz gösterileri ise, AKP’nin Kürt coğrafyasında aldığı “emanet” oyları ciddi biçimde yitirdiğini gözler önüne sermiştir. Böylece liberallerle birlikte İzmir seferi, Kürt işbirlikçileriyle birlikte Diyarbakır seferi, AKP için yerel seçimlerde hayal olmuştur...

  • Sizce yerel seçimler sonrası solu nasıl bir gelecek bekliyor?

Yerel seçimler Türkiye solunun geleceği bakımından belirleyici bir önem taşımıyor. Bir seçim sonucunun temel paradigmaları değiştirmesi beklenmemeli. Benim “mutlak ikilem” dediğim aktüel çelişki hükmünü sürdürüyor. Türkiye sol güçlerinin ve tüm demokratların önünde duran mutlak ikilem çok açık: Ya Kürt özgürlük hareketi ile birlikte askeri vesayete, Kürt sorununda çözümsüzlüğe, sömürüye, neo liberalizme, militarizme, emperyalizme, erkek egemenliğine, doğal çevre düşmanlığına karşı, ya da bunların tümüyle birlikte Kürt özgürlük hareketine karşı... Türkiye’deki bütün akımlar işte bu mutlak ikilemin etkisi altında saflaşıyorlar.

Bu saflaşmanın zayıf yanı, teorik olarak değil, pratik olarak cephenin bir tarafında esas olarak Kürt özgürlük hareketinin yer alıyor olmasıdır. Pek çok Türk sol çevresi bu durumdan şikayetçi. Ama şikayet yetmiyor. Hele şikayeti siyaset haline getirmek hiç de doğru olmuyor. Bu durumu değiştirmek gerekiyor. Bu da elimizdedir. Çatı Partisi’nde birleştiğimiz gün, açık alandaki mutlak ikilem “ya Çatı Partisiyle birlikte halk düşmanı güçlere karşı, ya da halk düşmanı güçlerle Çatı Partisi’ne karşı” ikilemine dönüşecek...

Ve bu gerçekleştiği zaman, AKP’ye karşı alternatif de yaratılmış olacak. Bunun önemi büyüktür. Çünkü bugün örneğin “AKP’yi düşürmek için” atılacak her adım, ortada AKP’nin alternatifi olmadığı için kendiliğinden Ergenekonculuğun, derin devletin, CHP ve MHP’nin değirmenine su taşıyacakken, Çatı Partisi kurulduğu gün, yani Türkiye solu ve demokratik güçleri Kürt özgürlük hareketiyle aynı çatı altında buluştuğu gün, “AKP’yi düşürmek” ya da “AKP’ye karşı mücadele” sloganları da kendiliğinden Çatı Partisi adresini göstereceği ve Ergenekoncuların anti tezine işaret edeceği için demokratik olacak...

O nedenle Çatı Partisi her derde deva bir ilaç olmamakla birlikte, Türkiye’nin kronik bir çok derdine deva olmaya aday bir öneri...

 


BASIN


Filiz Koçali

Çatı Partisi Bir Tür Konfederal Örgüt


Filiz Koçali

Çatı Partisi: Güncelliğini Yitirmeyen Öneri


SDP Genel Başkanı Filiz Koçali Darbeci Generaller Hakkında Suç Duyurusunda Bulunda


SDP Merkezi Kadın Koordinasyonu:
Kadınların 1 Mayıs Tarihi


Ecevit Piroğlu:

1 Mayıs'ta Taksim Yasağı kaldırılmalı, 1 Mayıs "resmi tatil" ilan edilmelidir


Ecevit Piroğlu:

Trabzon'da gece yarısı baskını


SDP'li Kadınlar:

Newroz'da tutuklanan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın!


Oğuz Ender:

Newroz göstericileri derhal serbest bırakılmalıdır!


Ecevit Piroğlu:

Artık Yeter! Edi Bes e!


Filiz Koçali:

Parti kapatma davalarına sonverilsin


Ecevit Piroğlu:

Uludağ Üniversitesi'nde Yaşananların Sorumlusu İçişleri Bakanlığıdır


Filiz Koçali:

Kara harekatı değil, işgal!


Filiz Koçali:

“Türbana özgürlük, Kürde inkar ve imha” çizgisi Türk-islam sentezine dayalı faşizan bir rejime kapıyı açabilir

10 Şubat 2008


Anıt Baba:

SDP, tüm demokrasi ve barış yanlılarını bir an önce harekete geçmeye ve iç savaş tehlikesine karşı durmaya çağırıyor

4 Şubat 2008


SDP MYK:

Bu saldırı SDP şahsında sola ve sosyalizme yöneliktir

12 Ocak 2007


Filiz Koçali:

Partimizin devrimci çizgisine karşı yıkıcı kampanya yürütenler, kampanyalarını "plaza medyası" ile birleştirdiler!

11 Ocak 2008


SDP III. Olağan Büyük Kongre ve Konferansı

8-9 Aralık 2007


SDP Genel Başkanı Filiz Koçali'nin III. Büyük Kongre Açış Konuşması

9 Aralık 2007


Filiz Koçali:

Çatışmalara Karşılıklı Son Verilsin!

23 Ekim 2007


Günay Kubilay:

Referandum Ciddiyetten Yoksundur!

20 Ekim 2007


Filiz Koçali:

Tezkereye Hayır!

15 Ekim 2007


SDP MYK:

Mehmed Uzun'u Yitirdik

11 Ekim 2007


DTP-EMEP-SDP:

Bin Umut Adaylarını Destekliyoruz

28 Haziran 2007