ANA SAYFA

 PROGRAM

 TÜZÜK

 PM KARARLARI

 MYK KARARLARI

 DUYURU

 BASINDA

 İLETİŞİM

 ENGLISH

 3. KONFERANS

 2. KONFERANS

 1. KONFERANS

 

 sdp@s-d-p.org


Ateşkes Sürecini Doğru Değerlendirmek

Rıdvan TURAN
Sosyalist Demokrasi Partisi Genel Başkanı

Günlük, 14 Temmuz 2009


KCK'nin ilan ettiği tek taraflı ateşkes süresinin dolmasına sayılı günler kaldı. Ancak Abdullah Öcalan'ın Kürt sorununun çözümü için 15 Ağustos'ta açıklayacağını ilan ettiği 'yol haritası', ateşkes süresini fiilen uzatacağa benziyor. Bununla birlikte, geçmiş ateşkes süreçlerinden öğrendiğimiz şey, sürenin uzatılmasının, devletin çözüm için ortaya koyacağı bir irade olmadığı sürece, sonucu değiştirmediğidir.

Türk devleti Kürt sorununun tanınması noktasında önemli bir aşamaya gelmiştir, ancak bu gelinen nokta ne devletin, ne uluslararası güçlerin, ne AB'nin ve ne de ABD'nin lütfudur. Gelinen nokta Kürtlerin her alanda yürüttüğü mücadelelerin bir sonucudur.

Kürt halkı barış istiyor. Yıllardan beri sürdürülen kirli bir savaşta canından parça koparılan bir halk bugün geçmişin düşmanlığı üzerinden değil, barış ve kardeşlik üzerinden bir sayfa açmak istiyor. Dostluk ve barış elini Türk halkına uzatıyor. Ancak devlet ve hükümet yetkililerinin söylemlerine rağmen muhatap bulamıyor.

Kürt sorununun çözümü yolunda atılabilecek adımları ve tartışmaları maniple eden de tam da devletin bu 'muhatapsızlaştırma' yaklaşımıdır. Ancak devletin bu yaklaşımı da son yerel seçimlerle tarihin çöp sepetindeki yerini almıştır. Kürt halkı temsilcilerini seçmiştir ve de temsilcilerine son yerel seçimlerde bir kez daha güvenoyu vermiştir.

Şimdi atılması gereken öncelikli adım, 'silahların karşılıklı olarak susturulmasıdır.' Devlet tarafından eylül ayına kadar bu yönde bir adımın atılmaması tüm çözüm yolunu akamete uğratacak en önemli olumsuzluk olacaktır. İçinden geçtiğimiz durumun hassasiyeti gözden kaçırılmamalıdır. Bu savaş devam ederse tarih önündeki sorumlular elbette bu sürece gereken önemi vermeyen yetkililer olacaktır. Akacak kanın sorumluları barış ve kardeşlik elini tutmayanlar olacaktır.

Yeni bir sayfa açılması için, 30 yıldır süren kirli savaştan kazanç elde eden militarist siyasi ve askeri bürokrasinin direk ya da dolaylı olarak faili olduğu, binlerce faili meçhulün, köy boşaltmaların ve tüm savaş suçlarının hesabı sorulmalıdır. Ergenekon soruşturması ile ucu görünen kontr-gerilla, köy koruculuğu ve hepsinin üzerinde Milli Güvenlik Kurulu ve bu ihlallere adı karışmış tüm askeri ve sivil personel, sivil ve bağımsız yargı tarafından kovuşturulmalı, sorumlular cezalandırılmalıdır. Sorunun çözümü yolunda en önemli engellerden biri olan askeri vesayetin geriletilmesi başka türlü mümkün değildir.

AKP iktidarı Kürt sorununun çözümünde göstermelik, güvenceden yoksun, kolektif hakları tanımayan girişimlerle hiçbir ileri adım atmamıştır. Kürtlerin yanı sıra Türkiye'deki diğer farklı kimliklerin varlığının tanımlanmasından, temel hak ve hürriyetlere kadar yapılacak tüm düzenlemeler, yeni demokratik, katılımcı ve sivil bir anayasayı zorunlu kılmaktadır. Demokratik haklar ve kazanımları görmezden gelen 12 Eylül Anayasası ve kurumları lağvedilmeli, darbeci anayasayla ve yarattıkları kurumlarla topyekun hesaplaşılmalıdır.

Sosyalistlerin ve demokrasi güçlerinin bu süreçte üzerine düşen tarihsel ve ertelenemez bir görev vardır. Bu görev Kürt sorununun demokratik çözümü için işçiler, emekçiler ve kent yoksulları içindeki çalışmaları derinleştirmek, siyasal demokrasi mücadelesini yükseltmek ve bütün olanakları seferber ederek Kürt Özgürlük Hareketi ile dayanışma içerisinde olmaktır. Demokrasi güçleri, eylül ayından sonra çözüm için bir adım atılmadığı takdirde, gelişecek sürecin tehlikelerine şimdiden hazırlıklı olmalı ve bu tehlikeyi bertaraf etmek için tedbirler geliştirmelidir.

Sosyalist Demokrasi Partisi, Kürt sorununun demokratik çözümü için mücadeleyi sınıf mücadelesinin ertelenemez görevleri arasında görmekte ve Kürt sorununun çözüm mecrasına girebilmesi için bugünkü koşullarda demokratik açılımların gerçekleştirilmesi gerektiğine inanmaktadır. Bu açıdan Kürt sorununun çözümü için DTP'nin öngördüğü 'yürüyüş eylemleri' başta olmak üzere tüm demokratik eylemlere en üst düzeyde destek verme kararlılığındadır. Ayrıca SDP var olduğu tüm yerellerde devletin tek taraflı ateşkese cevap vermesi için pratik eylemlilik içinde olacaktır. Buradan hareketle; Sosyalist Demokrasi Partisi, sorunun demokratik çözüm yollarını tıkayan, çözüm diyerek inkar ve imha konseptinde direnen tüm anlayışlara karşı halkların eşit ve kardeşçe yaşamın gerçekleşmesi için üzerine düşen her türlü görev ve sorumluluk için hazırdır...


http://www.gunlukgazetesi.com/haber.asp?haberid=76296

DUYURULAR

Bu yöntem demokratik çözüm yöntemi değildir

Cezaevlerinde ölümlere sessiz kalmayacağız

Diyarbakır İzlenimleri

Ateşkes sürecini doğru değerlendirmek

Savaş yollarını kapatın, müzakere yollarını açın

Üçüncü köprü çözüm değil yağma

Barışa ve çözüme çağrı yürüyüşü

Uygurlara yapılan saldırılar durdurulmalıdır

Uğur Kaymaz afişine polis ilgisi

Kenan Evren'in talebi kabul edilmelidir!

Kaymaz ailesinin haklı öfkesinin yanındayız

İddialarımızın hiçbirinden vazgeçmiş değiliz

SDP Genel Başkanlığına Rıdvan Turan seçildi

Pislikler halının altına süpürülüyor