KCK'nin ilan ettiği tek taraflı ateşkes süresinin dolmasına sayılı
günler kaldı. Ancak Abdullah Öcalan'ın Kürt sorununun çözümü için 15
Ağustos'ta açıklayacağını ilan ettiği 'yol haritası', ateşkes
süresini fiilen uzatacağa benziyor. Bununla birlikte, geçmiş ateşkes
süreçlerinden öğrendiğimiz şey, sürenin uzatılmasının, devletin
çözüm için ortaya koyacağı bir irade olmadığı sürece, sonucu
değiştirmediğidir.
Türk devleti Kürt sorununun tanınması noktasında önemli bir aşamaya
gelmiştir, ancak bu gelinen nokta ne devletin, ne uluslararası
güçlerin, ne AB'nin ve ne de ABD'nin lütfudur. Gelinen nokta
Kürtlerin her alanda yürüttüğü mücadelelerin bir sonucudur.
Kürt halkı barış istiyor. Yıllardan beri sürdürülen kirli bir
savaşta canından parça koparılan bir halk bugün geçmişin düşmanlığı
üzerinden değil, barış ve kardeşlik üzerinden bir sayfa açmak
istiyor. Dostluk ve barış elini Türk halkına uzatıyor. Ancak devlet
ve hükümet yetkililerinin söylemlerine rağmen muhatap bulamıyor.
Kürt sorununun çözümü yolunda atılabilecek adımları ve tartışmaları
maniple eden de tam da devletin bu 'muhatapsızlaştırma'
yaklaşımıdır. Ancak devletin bu yaklaşımı da son yerel seçimlerle
tarihin çöp sepetindeki yerini almıştır. Kürt halkı temsilcilerini
seçmiştir ve de temsilcilerine son yerel seçimlerde bir kez daha
güvenoyu vermiştir.
Şimdi atılması gereken öncelikli adım, 'silahların karşılıklı olarak
susturulmasıdır.' Devlet tarafından eylül ayına kadar bu yönde bir
adımın atılmaması tüm çözüm yolunu akamete uğratacak en önemli
olumsuzluk olacaktır. İçinden geçtiğimiz durumun hassasiyeti gözden
kaçırılmamalıdır. Bu savaş devam ederse tarih önündeki sorumlular
elbette bu sürece gereken önemi vermeyen yetkililer olacaktır.
Akacak kanın sorumluları barış ve kardeşlik elini tutmayanlar
olacaktır.
Yeni bir sayfa açılması için, 30 yıldır süren kirli savaştan kazanç
elde eden militarist siyasi ve askeri bürokrasinin direk ya da
dolaylı olarak faili olduğu, binlerce faili meçhulün, köy
boşaltmaların ve tüm savaş suçlarının hesabı sorulmalıdır. Ergenekon
soruşturması ile ucu görünen kontr-gerilla, köy koruculuğu ve
hepsinin üzerinde Milli Güvenlik Kurulu ve bu ihlallere adı karışmış
tüm askeri ve sivil personel, sivil ve bağımsız yargı tarafından
kovuşturulmalı, sorumlular cezalandırılmalıdır. Sorunun çözümü
yolunda en önemli engellerden biri olan askeri vesayetin
geriletilmesi başka türlü mümkün değildir.
AKP iktidarı Kürt sorununun çözümünde göstermelik, güvenceden
yoksun, kolektif hakları tanımayan girişimlerle hiçbir ileri adım
atmamıştır. Kürtlerin yanı sıra Türkiye'deki diğer farklı
kimliklerin varlığının tanımlanmasından, temel hak ve hürriyetlere
kadar yapılacak tüm düzenlemeler, yeni demokratik, katılımcı ve
sivil bir anayasayı zorunlu kılmaktadır. Demokratik haklar ve
kazanımları görmezden gelen 12 Eylül Anayasası ve kurumları
lağvedilmeli, darbeci anayasayla ve yarattıkları kurumlarla topyekun
hesaplaşılmalıdır.
Sosyalistlerin ve demokrasi güçlerinin bu süreçte üzerine düşen
tarihsel ve ertelenemez bir görev vardır. Bu görev Kürt sorununun
demokratik çözümü için işçiler, emekçiler ve kent yoksulları
içindeki çalışmaları derinleştirmek, siyasal demokrasi mücadelesini
yükseltmek ve bütün olanakları seferber ederek Kürt Özgürlük
Hareketi ile dayanışma içerisinde olmaktır. Demokrasi güçleri, eylül
ayından sonra çözüm için bir adım atılmadığı takdirde, gelişecek
sürecin tehlikelerine şimdiden hazırlıklı olmalı ve bu tehlikeyi
bertaraf etmek için tedbirler geliştirmelidir.
Sosyalist Demokrasi Partisi, Kürt sorununun demokratik çözümü için
mücadeleyi sınıf mücadelesinin ertelenemez görevleri arasında
görmekte ve Kürt sorununun çözüm mecrasına girebilmesi için bugünkü
koşullarda demokratik açılımların gerçekleştirilmesi gerektiğine
inanmaktadır. Bu açıdan Kürt sorununun çözümü için DTP'nin öngördüğü
'yürüyüş eylemleri' başta olmak üzere tüm demokratik eylemlere en
üst düzeyde destek verme kararlılığındadır. Ayrıca SDP var olduğu
tüm yerellerde devletin tek taraflı ateşkese cevap vermesi için
pratik eylemlilik içinde olacaktır. Buradan hareketle; Sosyalist
Demokrasi Partisi, sorunun demokratik çözüm yollarını tıkayan, çözüm
diyerek inkar ve imha konseptinde direnen tüm anlayışlara karşı
halkların eşit ve kardeşçe yaşamın gerçekleşmesi için üzerine düşen
her türlü görev ve sorumluluk için hazırdır...