SDP PARTİ MECLİSİ:

NE 12 EYLÜL ANAYASASI, NE AKP ALDATMACASI

AKP hükümeti, özünü ve ruhunu koruduğu 12 Eylül Anayasası’nı, bazı değişikliklerle beraber, darbenin 30. yılında halkın onayına sunmaya hazırlanıyor. Bu referandum, her şeyden önce 30 yıl aradan sonra AKP hükümeti eliyle, 12 Eylül gibi gayrı meşru bir darbe anayasasına yeniden “toplumsal meşruiyet” kazandırmak ve ömrünü uzatmak anlamına geliyor. Referandum kampanyasını “darbe mi, demokrasi mi?” denklemi üzerine kuran ve “12 Eylül ile hesaplaşma” şiarını öne çıkaran AKP, sosyalistler dahil, bütün toplumsal muhalefeti bölmüş bulunuyor. AKP hükümetinin “demokratikleşme ve 12 Eylül ile hesaplaşma” adına parlak bir “paket” içinde sunduğu değişiklikler, ne toplumsal muhalefetin barış, demokrasi ve insanca yaşam özlemlerine yanıt veriyor, ne de 12 Eylül ile hesaplaşmanın yolunu açıyor. SDP’nin politik tutumuna geçmezden önce, emekçilerin ve ezilenlerin hiçbir temel talebine yanıt vermediği halde, toplumsal muhalefeti paralize eden ve güçten düşüren bu referandum öncelikle bir perspektif düzeyinde üzerinde durmayı fazlasıyla hak ediyor ve çok yönlü irdelemeyi zorunlu kılıyor.


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

KÜRT HALKI YALNIZ DEĞİLDİR!

Bu saldırılar, kitlesel linç girişimleri bizatihi faşist güruhlarca organize edilmiş olsa da, Kürt sorununu sinsi planlarının, oyalama taktiklerinin ve dar parti çıkarlarının bir aracı olarak kullanan AKP hükümeti kendini sorumluluktan kurtaramaz. Bu saldırıların birinci dereceden politik sorumlusu Erdoğan ve hükümetidir.


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

SAVAŞ LOBİSİ YÜKSELİYOR

Türkiye'de yükselen savaş lobisinin Kürt sorununun çözümsüzlüğünü derinleştirme niyetinde olduğunu belirten SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, dünyada bütün benzer sorunların çözümünde olduğu gibi muhataplara kulak verilmesi gerektiğini söyledi. PKK lideri Abdullah Öcalan'ın önerilerinin sorunu kısa sürede çözüme götüreceğini kaydeden Turan, 'Öcalan ile görüşmek zorundasınız muhatap almak zorundasınız. Bu bir lütuf yada tercih değil, eşyanın tabiatı gereği böyledir' dedi. (DİHA)


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

ÖLÜMLERİN SORUMLUSU HÜKÜMETTİR

Bir yılı aşkın bir süre önce başlatılan açılım sürecinin başarısızlığı bugün yaşanılan kaosun en önemli sebebidir. Başbakanın ve cumhurbaşkanının Kürt sorununda iyi şeyler olacak söyleminin içinin ne kadar boş olduğu tüm kamuoyu tarafından görülmüş durumdadır. Hükümet bir yıldan beri açık bir ikiyüzlülük içindedir. Bu bir yıl içinde hiçbir somut olumlu adım atılmamıştır. 


SDP 4. KONFERANS KARARLARI

1) SOSYALİSTLERİN BİRLİĞİ VE İTTİFAK KONUSUNDA KARAR

2) SDP’NİN SINIF ÖRGÜTLENMESİNE İLİŞKİN KARAR

3) SDP’NİN YENİDEN YAPILANMASI VE KADRO POLİTİKASI ÜZERİNE KARAR

4) CİNSEL TACİZ KRİZİ İLE İLGİLİ ÖZELEŞTİRİ KARARI

5) TOPLUMSAL BİR ÜRETİM OLARAK ‘SANAT’ ÜZERİNE KARAR

6) SOL İÇİ ŞİDDET ÜZERİNE KARAR


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN'IN

4. OLAĞAN BÜYÜK KONGRE KONUŞMASI

Yurtdışından ve yurtiçinden kongremize katılarak güç veren sevgili dostlar, değerli konuklar, Basının değerli temsilcileri, Sosyalist demokrasi bayrağını bugünlere taşıyan partili yoldaşlarım! Erkek egemenliğine karşı savaşan kadınlar, Taksim 1 Mayıs direnişlerinde, Tekel işgallerinde, IMF barikatlarında devrim ve sosyalizm şiarını yükselten, gazın tozun dumanın içinde kızıl bayrağı burjuvazin burçlarına dikme andı içen Dev Genç’liler, Ülkenin dört bir yanında demokratik lise mücadelesini omuzlayan, eşit parasız bilimsel ve anadilde eğitim şiarıyla Ankara’ya akan Dev-Lis’liler, Kâh makine başında, kâh direniş meydanlarında kâh grev çadırlarındaki Devrimci-İşçiler Evlatları cezaevinde olan aileler, Hepinizi en devrimci duygularımla ve yeni bir dünyanın mutlaka kurulacağına olan inancımla içtenlikle selamlıyorum. Merhaba…


SDP 4. OLAĞAN BÜYÜK KONGRESİ

Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) 4. Olağan Büyük Konferans/Kongresi 29-30 Mayıs 2010 tarihlerinde Ankara’da toplandı. Kongrede SDP Genel Başkanlığına Rıdvan Turan yeniden seçildi. Nurettin Aldemir, Cansu Akkılıç, Seher Tahran, Reha Keskin, Yılmaz Gürbüz’ün divan heyetini oluşturduğu kongrenin ilk bölümünde SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ve SDP Onursal Başkanı Akın Birdal birer konuşma yaptılar. SDP 4. Kongresinde yeni Parti Programı kabul edildi ve Parti Tüzüğünde değişiklikler yapıldı. Kongrede ayrıca bir dizi karar tasarısı kabul edildi.

4. KONFERANS/KONGRE FOTOĞRAF GALERİSİ


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

SİYONİST İSRAİL DEVLETİ İLE HER TÜRLÜ ASKERİ, DİPLOMATİK, TİCARİ İLİŞKİ KESİLMELİDİR

“Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım” kampanyası kapsamında Gazze’ye insani yardım götürmekte olan barış yanlılarını taşıyan Mavi Marmara Gemisinin de içinde olduğu 6 gemilik konvoya, dün gece İsrail ordusunun  savaş gemileri eşliğinde düzenlediği operasyon sonucunda en az 16 kişi öldürülmüş, onlarca insan yaralanmıştır. Siyonist İsrail devleti tarafından gerçekleştirilen bu alçakça saldırı, ne ilk ne de sondur.


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

BAŞBAKANIN CAHİLCE AÇIKLAMASI MADENCİ KATLİAMINI MEŞRULAŞTIRMAYA ÇALIŞMAKTIR
CEVABIMIZI GENEL GREV VE GENEL DİRENİŞLE VERELİM

Bugün 30 maden emekçisinin ölümü karşısında başbakanın açıklamaları dehşet verici olmasının yanında sermeyenin işçi düşmanlığı konusundaki yaklaşımlarının açık göstergesidir. 30 işçinin ölümü başbakan tarafından olağanlaştırılmak istenmektedir. Başbakanın Zonguldak’ta, madende çalışanların grizu gerçeğini bilerek işe girdiğini ve bu durumun bu insanların kaderi olduğu yolundaki açıklamaları utanç vericidir. Haksız ve insafsızdır. Başbakan insanların yoksulluk nedeniyle girmek zorunda kaldıkları 500 metrelik ölüm kuyularındaki iş güvenliğini sorgulayacağına bu işi kader diyerek meşrulaştırmaya çalışmaktadır.


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

MÜCADELE İÇİN BİRLİK, BİRLİK İÇİN MÜCADELE, DEVRİM İÇİN SOSYALİST DEMOKRASİ

6. Parti Meclisi kararıyla bu slogan, SDP 4. Büyük Kongre ve Konferansının sloganı oldu. SDP’nin güncel durumuna en uygun düşen slogan olmasının dışında, SDP’yi var etmiş olan Kurtuluş geleneğinin tarihine de atıfta bulunuyor bu slogan. SDP, 4. Kongresi vasıtasıyla, kaybettiği geçmişi ve kazanmaya çalıştığı geleceği arıyor. SDP bugün, kuruluşunun hemen ardından başlamış olan kriz ve ayrışma süreçlerini, birliği amaçlayan partinin bileşenlerine kadar kolayca ayrışmasını ele alıyor ve değerlendiriyor.


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

BU SALDIRI TÜM ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİNEDİR

Kapatılan DTP’nin Genel Başkanı Ahmet Türk’e Samsun’da Adliye önünde yapılan saldırı, yalnızca Kürt halkına değil, Türkiye’nin tüm özgürlük ve demokrasi güçlerine bir saldırıdır. Polisin seyrettiği, Valinin anında “bireysel” olduğuna karar verdiği saldırının planlı ve organize olduğu, bu faşist saldırıya zeminin devlet tarafından hazırlanmış olduğu gün gibi ortadadır. Ahmet Türk’ün BDP’li milletvekilleriyle birlikte izlediği dava, Muş’un Bulanık ilçesinde geçen Aralık ayında DTP’nin kapatılmasını protesto eden halka ateş açarak iki kişinin ölümüne neden olan ve çevrede JİTEM işbirlikçisi olarak bilinen Turan Bilen’in ve kardeşinin yargılandığı dava, “güvenlik” gerekçesiyle Muş’tan Samsun’a alınmış bir davadır. Gazi davası gibi, Uğur Kaymaz davası gibi örneklerde açıkça görüldüğü gibi, “güvenlik” gerekçesiyle başka illere alınan davalar, duruşmaların “güvenli” bir biçimde yapılmasına değil, duruşmaları gözden ırak tutmak için mağdur yakınlarının ve savunucularının “güvenliklerini” tehlikeye atmaya hizmet etmektedir. Bu uygulama belirli davalarda bir devlet politikası haline getirilmiştir. Samsun’da Ahmet Türk’e yapılan saldırı, bu devlet politikasının doğrudan sonucudur.


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

EĞİTİM SİSTEMİ ÖLDÜRÜYOR, KARŞI ÇIKAN ÖĞRENCİ COPLANIYOR

Bugün Ankara’nın merkezi Sakarya Meydanında, sınav ve dershane sistemini protesto eden Dev-Lis’li (Devrimci Liseliler) öğrenciler, emniyet güçlerinin saldırısına uğradılar. 1,5 milyonu aşkın öğrencinin “iyi bir üniversiteyi” kazanıp geleceklerini kurtarabilmek için ter döktüğü Yükseköğretime Geçiş Sınavının (YGS) yapıldığı gün, öğrencileri deneme tahtasına çeviren sınavların kaldırılmasını, bu sınavlarda başarılı olmak için onları binlerce lira ödemek zorunda bırakan ve “yarış atına” dönüştüren dershanelerin kapatılmasını isteyen öğrencilere bugün Ankara’nın merkezinde çevreden izleyenleri bile isyan ettiren bir şiddet uygulandı. Kendi geleceklerine ilişkin sözlerini söylemek isteyen 15-16 yaşlarındaki gençlere, polis müdürünün televizyon kameralarına yansıyan sözcüğüyle “eşkiya” muamelesi yapıldı. Dün de İzmir’de Gümrük semtinde bir protesto gerçekleştiren Dev-Lis’li öğrenciler ve SDP İzmir İl Başkanı Semra Uzunok polisin sert müdahalesiyle gözaltına alınmışlardı.


SDP PARTİ MECLİSİ:

12 EYLÜL ANAYASASI ÇÖPE, 12 EYLÜL DARBECİLERİ YARGI ÖNÜNE

Yürürlükte olan 82 Anayasası “sermaye, militarizm, Türk, sünni ve erkek”  olmak üzere başlıca beş egemenliğe dayanıyor. Bunların egemenliğine karşı tutum geliştiremeyen hiçbir yeni anayasanın işçilerden, emekçilerden, Kürtlerden, etnik azınlıklardan, kadınlardan yana olması mümkün değildir. Demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi ve katılımcı bir anayasanın temeli bu egemenlik biçimlerine karşı durmayı gerektirir.


SDP 6. PM POLİTİK DURUM DEĞERLENDİRMESİ:

BU YAKLAŞIMLA, MİLLİ GURUR DEDİĞİNİZ ŞEY SONSUZA KADAR İNCİNMEYE DEVAM EDECEKTİR

Bu şantajların en önemlisi, geçtiğimiz günlerde başbakanın Türkiye’de kaçak yollarla çalışmakta olan 100 bin Ermeni’nin sınır dışı edilebileceği tehdididir. Başbakan Ermeni’lere ne kadar olumlu yaklaştıklarını Türkiye’de kaçak çalışmakta olan Ermeni’leri örnek göstererek yapmış olsa da siyaseten bu tutumun doğrudan karşılığı yeni bir tehcir politikasından başkaca bir şey değildir. Başbakan kendini, bugünkü Ergenekoncuların ataları olan Talat paşaları savunmak zorunda hissediyor ve bu yolla kendisini bir yandan mücadele ettiği Ergenekon çeteleriyle aynılaştırmış oluyor.


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN'IN TEKEL İŞÇİLERİNE MEKTUBU:

İŞÇİ SINIFINA VE EZİLENLERE CESARET VERDİNİZ

Sizler Zonguldak maden işçilerinin görkemli direnişinin ardından belki de son yirmi yılın en büyük işçi direnişini gerçekleştirdiniz. AKP hükümetinin işinizi, aşınızı ve geleceğinizi elinizden almasına sessiz kalmayarak, sistemin başkenti Ankara’nın merkezini günlerce işgal ettiniz. Sesinizi duymak istemeyenlere inat, sesinizi tüm Türkiye ve dünya kamuoyuna; hem de günlerce duyurmayı başardınız. Bu vesileyle sizleri bir kez daha kutluyorum.


SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

AYNI TEHCİR ZİHNİYETİ, AYNI IRKÇI GELENEK

Başbakan Erdoğan İngiltere gezisinde BBC’ye verdiği mülakatta Ermeni göçmen işçileri, gerekirse ülkeden göndereceğini açıkladı. Başbakan aynı açıklamayı, Britanya başbakanı Brown ile düzenlediği ortak basın toplantısında da yineledi. ABD Temsilciler Meclisi Dışilişkiler Komitesinin ardından İsveç Parlamentosunda Ermeni soykırımının tanındığı, İngiltere, İspanya ve Almanya parlamentolarında da benzer tasarıların gündeme geleceği bir dönemde, BBC muhabirinin “Türk dış politikası sıkıştı mı?” “Türkiye komşularıyla sıfır sorun politikası izleyen ama dünyanın geri kalanıyla kavgalı bir ülke tablosuna mı geliyor?” sorusu üzerine Erdoğan’ın sarfettiği sözler ırkçı ve faşist bir zihniyeti yansıtmaktadır. 


SDP 5. PM Politik Durum Değerlendirmesi

Sınıf mücadelesinin bütünlüklü bir süreç olduğuna ilişkin sahip olduğumuz politik tespitleri, Tekel direnişi sayesinde geliştirdiğimiz pratik eylemlerle sınama olanakları elde ettik. Kürt ulusal mücadelesi ile işçi sınıfı mücadelesi arasındaki, bizim için kısmen varsayımsal olan diyalektik ilişkiyi, pratiğimizle hayata geçirmek için adımlar attık.  Tekel direnişi nedeniyle yaptığımız dayanışma eylemlerindeki ajitasyon ve propagandamızı “işçi sınıfının birliği ve hakların kardeşliği” ekseninde antişovenist birleşik bir işçi sınıfı mücadelesi perspektifiyle ele aldık. Bu yaklaşımın işçilerden azımsanmaz bir destek gördüğüne tanık olduk. Bu yaptıklarımızı daha önce yapmamış olmamızı da geçmiş dönemin bakiye defterine bir eksi hesap olarak kaydettik.


SDP genel başkanı Rıdvan Turan Tekel işçilerinin direnişini selamladı

SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, Türkiye'nin çeşitli illerinden gelerek Ankara'da Türk-İş genel merkezinin önünde direnişlerini sürdüren Tekel işçilerini ziyaret etti. Parti üyeleri ve gençlerin eşliğinde, işçilerin kurdukları çadırları gezen Turan, Adıyaman çadırında, işçilerin isteği üzerine Direniş Günlüğü defterine hatıra notu yazdı. Çadır ziyaretlerinden sonra işçilere bir konuşma yapan Rıdvan Turan Tekel işçilerinin direnişinin işçi sınıfının mücadele tarihine altın harflerle şimdiden yazılmış olduğunu belirtti. Konuşması "Zafer direnen emekçinin olacak", "Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği" sloganları ile kesilen SDP genel başkanı "Tekel direnişi işçilerin birliğinin, halkların kardeşliğinin çok değerli bir okulu oldu." dedi.



SDP GENEL BAŞKANI RIDVAN TURAN:

MEVZİLERİMİZİ TERK ETMEYELİM!

ÇÖZÜMÜ DE ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ DE ÇIKIŞ NOKTASINDA KARŞILAYALIM

Meclis egemenlerin bir lütfu değildir. Hatırlanacaktır, meclise bin türlü üçkâğıtçılığa, seçim hilesine rağmen girdik. Adeta tünel kazarak girmiştik meclise. Seçim sürecinde köy köy, kasaba kasaba ne kadar özveriyle çalışıldığını hatırlayalım. Halklarımızın meclise girişten beklediklerini ve duydukları coşkuyu hatırlayalım.


SDP PARTİ MECLİSİ:

Açılım sürecinde hükümetin izlediği yol ve yöntemler,

Kürt sorununun demokratik çözümüne ve barışa değil,

halkların birbirine düşürülmesine ve savaş araçlarının ön plana çıkarılmasına hizmet etmiştir

DTP’nin kapatılması, Kürt sorununda onyıllardır sürdürülen şiddete ve imhaya dayalı çözümsüzlük politikasından bir milim bile sapılmak istenmediğinin açık göstergesi olmuştur. DTP’nin kapatılması baştan beri süregiden olumsuz tablonun finali olmuştur. DTP’nin kapatılması bir sürecin de kapatılması anlamına gelmektedir. Kürt halkının demokratik haklarını içermeyen açılımlardan bir sonucun çıkmayacağının devlet katında da  görülebilmesi için daha kaç yıl geçmesi, kaç askerin, kaç gerillanın, kaç Aydın’ın, kaç Serap'ın ölmesi gerekmektedir?


PKK'yi Dağdan İndiremeyen Devlet

DTP'yi Dağa Çıkarmaya Çalışıyor

DTP’nin kapatılması baştan beri süregiden olumsuz tablonun finali olmuştur. Şimdi durum büsbütün değişmiştir. DTP’nin kapatılması bir sürecin de kapatılması anlamına gelmektedir. Barışa ve demokrasiye yönelik kırıntı halindeki ümitlerin de sona ermesi demektir. Oysa açılım başarıya ulaşmış olsaydı bugün 7 asker,  Aydın ve  Serap ölmeyecekti. Binlerce kişi göz altına alınmamış, yüzlercesi tutuklanmamış olacaktı. Memleket yangın yerine dönmemiş, savaş lobilerine sonsuz hareket alanı oluşturulmamış olacaktı.


Sermaye ve Devlet Öldürüyor!

Bursa'nın Mustafa Kemal Paşa ilçesinde iş cinayetlerine bir yenisi daha eklendi. 19 işçinin yaşamını yitirdiği faciada yine aynı senaryo sahneleniyor. Olay yerine gelen yetkililer üzüntülerini paylaşıp baş sağlığı diliyor. Yapılan açıklamaların hemen hepsinde ölümlerin yaşanmasında ihmal olup olmadığının araştırılacağı belirtiliyor. Öyle görülüyor ki facianın sorumluluğu ya birkaç kişinin üzerine yıkılıp maden ocağını işleten firmaya göstermelik cezalar verilecek ya da yine bir oldu bittiye getirilip bu kadarı bile yapılmayacak.


Açılımın Altında Kalanlar Faturayı

Kürt Halkına ve Sosyalistlere Çıkarıyor

Açılım devlet ve hükümet yetkililerince Kürtsüz ve Kürtlere rağmen sürdürülmek istenmiş, bu konuda halkın en küçük itirazı şiddetle bastırılmıştır. Bu itirazın bedeli ölümler, yüzlerce gözaltı ve tutuklamadır. Azgın saldırı ve tutuklama teröründen SDP de üzerine düşeni almış ve iki üyesi tutuklanmıştır. Tepeden tırnağa silahlı olan kontrgerilla timleri tutuksuz yargılanırken, cuntacı generaller evlerine gönderilirken, dahası Ceylan’ın failleri bulunamamış, Uğur’unkiler serbest bırakılmışken, DTP genel merkezi ve il ve ilçe örgütleri kurşunlanır ve ateşe verilirken, tek suçları barışı savunmak olan SDP üyelerinin tutuklanmasının vicdani ve kanuni bir açıklaması yoktur.


DTP Kapatılamaz!

Eğer DTP kapatılırsa, bunun Kürt halkına demokratik siyaset kanallarının kapatılması anlamına geleceği açıktır. Anayasa Mahkemesinin talebine rağmen parti kapatmayla ilgili yasa değişikliğini gerçekleştirmekten özenle kaçınan hükümet, aylardır “açılım” diye diye barış ve demokratikleşme doğrultusunda hiçbir somut adım atmadan şoven ve ırkçı tepkinin yükselmesine yol vermekte ve Kürt özgürlük mücadelesini geriletebilmek için sonu iç savaşa varabilecek tehlikeli oyunlardan medet ummaktadır.


Valiliğe göre 'Paşa paşa yargılansın' diyen SDP yargıya müdahale etti!

Gazeteler ve internet sitelerinde neredeyse her gün çok gizli belgeler ve yasadışı dinleme kayıtları çarşaf çarşaf yayınlanırken SDP'nin 'Paşa paşa yargılansın' afişi Yargı'ya müdahale gerekçesiyle yasaklandı.


Faşist Provokasyonu Lanetliyoruz

Saldırı DTP konvoyuna değil barış ve demokrasi taleplerine yöneliktir. Saldırı, savaş isteyen, akan kanın sürmesini isteyen, halkları birbirine kırdırmak isteyenlerin saldırısıdır. İl binası önündeki toplantıya panzerleri ve yüzlerce polisiyle dahil olan İzmir emniyeti birkaç saat süren saldırıyı sadece izlemiş ve seyirci kalmıştır. Yapılan bir linç provasıdır. Bu saldırı Türk ve Kürt halklarının kardeşliğine ve bir bütün olarak devrimci hareketin meşruiyetine yönelik saldırıdır.


Çiçek serbest, SDP afişleri tutuklu!..

“Kağıt parçası değil cunta belgesi, genelkurmay başkanı görevden alınsın” ibareli SDP afişlerinin yapılması “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs”  gerekçesiyle yasaklandı. Manzaraya bakar mısınız? Genelkurmay darbeci, yargı işbirlikçi, başbakan seyirci, SDP suçlu!.. Neden? Başbakana ‘genelkurmay başkanını görevden al’ demiş, bununla da yetinmemiş ‘genelkurmay başkanı paşa paşa yargılansın’ demiş. Dün gazetemiz kapatılmıştı, bugün afişlerimiz yasaklandı. SDP yıldırılamayacak, darbecilere, cuntacılara, çetelere karşı mücadelesi sürecek.


Dile Getirilenler Gaf Değil CHP'nin Gerçekliğidir

Onur Öymen tarafından Dersim katliamı ve Şeyh Sait isyanıyla ilgili dillendirilen cümleler bir gaf ya da dil sürçmesi değildir. Onur Öymen Kürt sorununa devletin nasıl yaklaşması gerektiğini anlatmaya çalışırken, daha net anlaşılsın diye bir teşbihte bulunmuş ve fena hata yapmıştır. Hata teşbihte değil, kendi gerçek niyetlerini ve olaylara yaklaşımını ele vermesindedir. Onur Öymen CHP’nin resmi politikasını açıklamıştır: geçmişte katlettik şimdi de katletmeliyiz. Onur Öymen haklarını arayanlara, demokrasiden ve özgürlükten yana olanlara, resmi devlet politikaları dışına çıktıkları anda nelerle karşılaşacaklarını Dersim katliamı örneğini vererek göstermiştir. CHP’nin ezilenlere düşman bir devlet partisi olduğu gerçeğini ifşa etmiştir ve bizce de iyi etmiştir.


Kürt Sorununun Çözümü Genelkurmayla Değil Kürt Halkıyla Mutabakattan Geçer

Biz bugün askere neden darbe planlıyorsun, cunta tertipliyorsun demiyoruz. Biz başbakana sesleniyoruz ve diyoruz ki: Görevini yerine getir ve genelkurmay başkanını görevinden al. Açık bir cunta oluşumunun gözler önünde olduğu bir ortamda, beğenilsin ya da beğenilmesin halkın oyarıyla getirdiğini alaşağı etmek için yasadışı bir tertip söz konusu olduğunda yapman gereken şeyi yap. Bu senin tercihin değil yasal sorumluluğundur. İdari bir tedbir olarak genelkurmay başkanını ve belgeyi hazırlayanları görevinden al.


Sosyalist Demokrasi 1 Ay Kapatıldı

Sosyalist Demokrasi gazetesi İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği karar gereğince 1 ay süreyle kapatıldı. Kapatmaya gerekçe olarak Sosyalist Demokrasi gazetesinin 84. sayısında yer alan “Tarihi Yaşamaya Geliyoruz” başlıklı yazı gösterildi. Mahkemeye göre yazı bölücülük yapmakta ve terör örgütünü övmektedir. Adı geçen yazı Habur’dan giriş yapan barış grubunun çözüm eksenindeki taleplerini içeren yazı metnidir.Metin operasyonların durdurulması, çözüm için diyalogun sağlanması, Kürt kimliği için anayasal güvencenin sağlanması, anadil ve anadilde eğitim hakkı, kültürel haklar, demokratik bir anayasa, Kürt illerinde devlet şiddetine son verilmesi ve Öcalan’ın yol haritasının açıklanması taleplerini içeriyor.

YAYIN KURULU: Bölücü Olan Devlettir

Ankara'da Sosyalist Demokrasi gazetesinin kapatılmasına tepki

'Sosyalist Demokrasi' gazetesi kapatıldı

Sosyalist Demokrasi ve Yürüyüş Dergisi 1 Ay Kapatıldı

İki günde 3 gazeteye kapatma


SDP 4. KADIN KONFERANSI:

"Erkek, Devlet Şiddetine Karşı Susmuyoruz!" 

SDP IV. Kadın Konferansı, 24-25 Ekim 2009 tarihlerinde çeşitli illerden 65 kadının katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Kadın Konferansı öncelikle, yıllardır birlikte mücadele ettikleri ve bugün cezaevinde bulunan DÖKH’lü, KESK’li tüm tutuklu kadınları selamladı, en kısa zamanda salıverilmelerini talep etti. Konferans, yapılan değerlendirmeler ışığında önceki konferans kararlarının bugün hala geçerliliğini koruduğundan hareketle bu kararları geçerli belgeler olarak onayladı. Buna ek olarak, “Erkek, devlet şiddetine karşı susmuyoruz!” şiarıyla güncel değerlendirmeler doğrultusunda "Parti içi kriz ve kadın politikalarımız", "Örgütlenme", "Kadına Yönelik Şiddet ve Cinsiyetçilik", "Kadın Barış Hareketi İçin", "Anayasa ve Kadınlar", "Ekonomik Kriz ve Neoliberal Politikalar Karşısında Kadınlar" başlıkları altında kararlar aldı.


Kürt Kardeşime Dokunma!

Bütün bu ırkçı saldırıların ardında faşist MHP ve CHP’nin tutumlarının olduğu kadar hükümetin süreci kesintiye uğratmasının da etkisi vardır. Kürtlere ve DTP’ye yönelik saldırılar sıradan öfke patlaması olarak değerlendirilemeyecek kadar tehlikelidir. Açılımın bu kesintiye uğrayan evresinde inisiyatif savaştan beslenen şovenist ve ırkçı  kesimlerin eline geçmiştir. Diğer yandan hükümet ortaya koyduğu bu tutumla açılımdan Kürtlerin teslim alınmasını anladığını göstermektedir. İnsanların savaşın biteceğine olan özlemleri nedeniyle yaptıkları kutlamalara karşı takınılan tutum, pişmanlık dayatmaları, tehditler ve saldırılar bu durumun kanıtıdır.   Hükümet, Kürtlerin uğrunda bedel ödedikleri haklarını, bir açılım süreci başlatıldı diye bırakarak teslim olmayacağını iyi bilmelidir.


Başbakanı Kürt halkını tehdit etmeyi bırakmaya ve açılımı demokratikleştirmeye çağırıyoruz

Gelen barış gruplarının şenliklerle karşılanması, on binlerce insanın barış gruplarını coşkulu bir biçimde karşılaması, gelenlerin giydikleri elbiseler, atılan sloganlar yalnız başbakanı değil, MGK toplantısının hemen ardından apoletli medyayı da çok üzmüş olacak ki bugün Hürriyet başta olmak üzere birçok yayın organında aynı kalemden çıkmışçasına yazılar yayınlandı. Bu durum açılımın içinde var olan demokratikleşme damarının ne denli zayıf olduğunu bir kez daha göstermektedir.


Teslimiyet Edebiyatını Bırakın!

Barış ve Kardeşlik için Açın Kapıları!

Barış Grubunun ülkeye giriş yapması, bugün önümüze çıkan tarihi bir fırsattır. Bu fırsatın nasıl değerlendirileceği süreci de belirleyecektir. Pişmanlık yasasının dayatılması, Barış Grubu üyelerinin tutuklanması, sürecin akamete uğratılması anlamına gelecektir. Kuşkusuz bu durum Kürt halkı ve tüm emek, barış, demokrasi güçleri için büyük bir hayal kırıklığı anlamına gelecektir. Bugün barış umutlarını söndürmeye kimsenin hakkı yoktur. Hükümetin atacağı adım, sürece yön verecektir. Hükümetin adımı, dönüşlerin önünü açabilir, süren kirli savaşa son verebilir. Partimiz SDP, çözüm yönünde atılacak adımların kararlı bir bileşeni ve destekçisi olacağını ilan eder.


Bu Yanlıştan Geri Dönülmelidir!

Anayasanın 82. maddesine göre dokunulmazlıklarından dolayı haklarında açılan davaların sürdürülmesi hukuka aykırı olmasına rağmen ve halihazırda meclisteki milletvekillerinin yaklaşık yarısının yolsuzluk, ihaleye hile karıştırmak gibi yüz kızartıcı adli suçlardan dolayı yargılanmaları bu dokunulmazlık zırhına dayandırılırken DTP’li vekillerin düşüncelerinden dolayı yargılanması hem ikiyüzlülük hem de insan haklarına aykırı bir durumdur.


'Ankara'da Muhatap Bulamadık'

Genel Başkan Rıdvan Turan, Genel Başkan yardımcıları Ekin Bodur ve Yeşim Ergün’den oluşan bir heyet eşliğinde bakanlığa gitti. Ancak bakanlıkta, güvenlik amiri bir polisten başka muhatap bulunamaması ve bakanın ve kaleminin “çok işinin” olduğunun söylenmesi üzerine Turan, hükümetin bu tutumunu eleştirdiğini,  halkların ortak iradesini içeren çözüm önerilerini yüzlerce kilometre yol kat ederek bir polis memuruna teslim etmek için getirmediğini söyleyerek çözüm broşürünü vermeden bakanlıktan ayrıldı.


Barış Yürüyüşçülerimizin Yolu Açık Olsun!

Kritik önemde olan önümüzdeki aylarda, demokrasi güçleri çok önemli sorumluluklarla karşı karşıyadır. “Açılım”ın demokratik çözüm doğrultusunda evrilmesi, emek, barış, özgürlük güçlerinin çabasına, mücadeleleriyle bu süreci demokratikleşme yönünde belirleyebilmesine bağlıdır. Bu açıdan SDP, İstanbul başta olmak üzere tüm bölgelerden, en yetkili ağızdan yukarıdaki talepleri bizzat içişleri bakanına iletmek için Ankara’ya yürüyerek gitmek ve geçtiği tüm illerdeki barış güçlerinin katkısıyla süreci güçlendirmek amacındadır.


Herkes Konuşsun Kürtler Sussun mu?

Keyfi bir “örgüt propagandası” yorumunun, ifade özgürlüğü üstünde bir Demokles kılıcı gibi sallandırılması bu Terörle Mücadele Yasası sayesinde mümkün olmaktadır. Parlamentoda salt çoğunluğu bulunan hükümetin bu anti-demokratik yasayı değiştirmesinin önünde kendi demokrasi zihniyetinden başka hiçbir engel yoktur.


Açılım, Öcalan ve Barış Yürüyüşü

RIDVAN TURAN

Türkiye’de siyaset moda deyimiyle “açılım”a kilitlenmiş durumda. Herkes kendi meşrebince açılıma ilişkin değerlendirmeler yapıyor. Kimileri açılımın devleti bölmek anlamına geldiğinden bahsediyor, kimi ufukta gerçek bir demokrasi görüyor, kimileriyse ‘çözüm iyidir ama...’ diye başlıyor söze.


SDP PARTİ MECLİSİ'NİN BASINA VE KAMUOYUNA AÇIKLAMASI:

Kürt Sorunu, 'Açılım' ve Demokratik Çözüm

9 Ağustos'ta İstanbul'da toplanan Sosyalist Demokrasi Partisi Parti Meclisi Kürt sorununda 'açılım' ve demokratik çözüm tartışmaları üzerine SDP'nin görüş ve önerilerini açıkladı. Sosyalistlerin ve demokrasi güçlerinin tarihsel ve ertelenemez görevlerine vurgu yapılan açıklamada kalıcı bir barışın asgari imkanlarının yaratılabilmesi için atılması gereken adımlar yedi madde halinde sıralandı. Açıklamada "Sosyalist Demokrasi Partisi, sorunun demokratik çözüm yollarını tıkayan, çözüm diyerek inkar ve imha konseptinde direnen tüm anlayışlara karşı halkların eşit ve kardeşçe yaşamının gerçekleşmesi için üzerine düşen her türlü görev ve sorumluluğu yerine getirmeye hazırdır." denildi.








SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan'ın DTP'ye Geçmiş Olsun Mesajı


Dev-Genç Kürt Sorununun Çözümü İçin Taleplerini Açıkladı


Berçelan İzlenimleri


Başbakan Çift Kişilikliliği Bırakmalıdır


Sarkis Çerkezyan Mücadelemizde Yaşayacak


Cezaevlerinde Ölümlere Sessiz Kalmayacağız!


Ateşkes Sürecini Doğru Değerlendirmek

RIDVAN TURAN


Bu Yöntem, Demokratik Çözüm Yöntemi Değildir!


Savaş Yollarını Kapatın, Müzakere Yollarını Açın!


Diyarbakır İzlenimleri

RIDVAN TURAN


Üçüncü Köprü Çözüm Değil Yağma


Uygurlara Yapılan Saldırılar Durdurulmalıdır


Kenan Evren'in Talebi Kabul Edilmelidir! Halka Sorulsun!


Uğur Kaymaz afişine polis ilgisi


Kaymaz Ailesinin Haklı Öfkesinin Yanındayız


'İddialarımızın Hiçbirinden Vazgeçmiş Değiliz' 


SDP Genel Başkanlığına Rıdvan Turan Seçildi


 
Loading