SDP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ANIT BABA:


Hani sansür kaldırılmıştı?


Ülkemizdeki özgür basın ve medya kuruluşlarına yönelik kapatma ve yasaklara bir yenisi daha eklenmek isteniyor.  İşçinin, emekçinin ve tüm ezilenlerin gözü, kulağı, halkın televizyonu olmak iddiası ile yayın hayatına başlayan ve bu iddiasını kısa süren yaşamı ile de doğrulayan HAYAT Televizyonu yayınının, Türksat şirketi yetkilileri tarafından hukuksuz biçimde durdurulması ve ekranının karartılması, işçilere, emekçilere, Kürtlere ve tüm ezilenlere açık olan kürsülere tahammülsüzlüğün açık bir göstergesidir.

...


SDP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ECEVİT PİROĞLU:


Günümüz konjonktüründe yegane "gerçekçi sol" seçenek çatı partisidir


Türkiye, bir “halklar hapisanesi”ne dönüştürülmek isteniyor. İşte gerçek bir siyasal seçenek olabilmenin yolu bu somut gerçekliği görmekten, Türkiye'yi “halklar hapisanesi”ne dönüştürmek isteyen projenin karşısına Türkiye'yi “kardeşlik sofrası”na dönüştürme projesini koyabilmekten geçiyor. “Yeter söz halklarındır” diyerek askeri vesayetin ortadan kaldırılmasının, darbe girişimlerinin köküne kibrit suyu dökülmesinin, 12 Eylül Anayasası'nın lağvedilerek demokratik bir Anayasa'nın yazılmasının öznesi olacağına geniş kesimleri inandırmayı başaramayan bir seçenek, gerçek bir siyasal seçenek olamayacaktır.  

...


SDP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ECEVİT PİROĞLU:


Sermaye sınıfı ve hükümet, Tuzla'da ölümleri durdurmayı değil, ölümlerin üzerini örtecek bir ittifak örmeyi hedefliyor


Tuzla tersaneleri, emekçiler açısından kanayan bir yara olmaya devam ediyor. Bugüne kadar Tuzla’da yaşanan işçi ölümlerine sessiz kalan sermaye ve hükümetin emek düşmanı tutumunun, 16 Haziran’da gerçekleşen Tuzla grevinde açığa çıkan kitlesel tepkiye rağmen devam ettiği görülüyor.
Bu emek düşmanı tutumun güncel göstergesi, bugün (19 Haziran 2008’de) İstanbul’da bulunan Başbakanlık Ofisi’nde gerçekleştirilecek toplantıya; GİSBİR, Gemi Sanayicileri Derneği ve DOKGEMİ-İŞ katılırken, işçi ölümlerini kamuoyuna taşıyan kurumların bu toplantıya çağrılmamasıdır. Tuzla Tersaneler Bölgesi ile ilgili kapsamlı bir rapor hazırlayan komisyonun üyesi olan; DİSK- Limter-İş, TMMOB, TTB, İstanbul Tabib Odası ve İstanbul İşçi Sağlığı Enstitüsü gibi kurumların katılımı olmadan gerçekleştirilen bu toplantıda, tersane işçisinin sorunlarının nasıl çözüleceğinin değil, sorunların üzerinin nasıl örtüleceğinin konuşulacağı anlaşılmaktadır.

...


SDP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI OĞUZ ENDER:


Anayasa Mahkemesi kararı 'hukuk darbesi'dir


Sosyalist Demokrasi Partisi,  Parlamentonun tersi yönde kararına rağmen,  Anayasa Mahkemesinin almış olduğu “ başörtüsü yasağına devam” kararını “hukuk darbesi” olarak görüyor ve parti kapatma davalarını da parlamentonun almış olduğu kararların iptal edilmesini de darbe olarak niteliyor. 28 Şubat askeri darbesiyle başlayan “dolaylı yollardan darbe” süreci artık sürekli hale getirilmiş bulunuyor.

...


SDP GENEL BAŞKANI FİLİZ KOÇALİ:


Çatı Partisi Bir Tür Konfederal Örgüt


Çatı Partisi’nin hukuku çoğulculuk, eşitlik, dayanışma, eylemde birlik, tartışmada ikna ve hoşgörü, karar almada mutabakat, ayrı eylem özgürlüğü, kadınlara pozitif ayrımcılık, partilerin, sendikal ve mesleki örgütlerin birbirlerinin iç işlerine karışmaması, partisiz aydınların toplamına özel statü gibi, bizlerin BSP ve ÖDP deneyleri esnasında geliştirdiğimiz, Kürt özgürlük hareketinin muazzam kitlesel hareketi içinde yeni boyutlar kazanan ilkelere dayanmalı...

...


FİLİZ KOÇALİ


Çatı Partisi: Güncelliğini Yitirmeyen Öneri


Çatı Partisi hakkında çok konuştuk. Çok tartıştık. Artık iş yapma zamanı. İlgili hiç kimsenin artık Çatı Partisi konusunda treni sallamaya tahammülü kalmadı. Bu da şaşırtıcı değil. Çünkü Çatı Partisi sorunu, sıradan bir işbirliği sorunu değil. Türkiye’nin bugün içinden geçtiği darbe sürecine ve kaosa dönüşmesi muhtemel siyasal krize demokratik yanıt verme sorunu... Öyle olduğu için Çatı Partisi sorununda iş yerine sürekli “müzakere” ve sürekli “arayış” affedilmez bir hata olur.

Hata yapmamalıyız.

....


SDP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ECEVİT PİROĞLU'NUN BASIN AÇIKLAMASI


1 Mayıs'ta Taksim Yasağı kaldırılmalı,

1 Mayıs “resmi tatil” ilan edilmelidir


Siyasi iktidar tıpkı geçen yıl olduğu gibi bu yıl da 1 Mayıs'ı yasaklarla karşılamaktan vazgeçmiyor. AKP hükümeti bir taraftan 1 Mayıs’ı “Emek ve Dayanışma Günü” ilan ederken, diğer taraftan emeğin 1 Mayıs’ta Taksim’de dayanışmasını engellemek için “Taksim’i yasak alan” ilan etmiş bulunuyor. Hükümetin bu yasak kararı “1 Mayıs'lar gerilim ve çatışma günü olmaktan çıksın istiyoruz” diyen Başbakan Erdoğan’ı yalanlayan bir karardır ve 1 Mayıs’ta yaşanacak her gerilim ve çatışmanın politik sorumlusu Başbakan Erdoğan ve onun hükümeti olacaktır.

....



SDP MERKEZİ KADIN KOORDİNASYONU


Erkeklerin Eksik Tarihine Karşı:
Kadınların 1 Mayıs Tarihi


Şimdi yalnız, kanlı 1 Mayıs’ın 31. yılında, erkeklerin yazıp, kadınların yok sayıldıkları tarihe, kadınların tarihini yazmak için; vurulan, panzerler altında Hacer İpek Saman, Hatice Altun, Hülya Emecan, Jale Yeşilnil, Kadriye Duman, Leyla Altıparmak, Meral Cebren Özkol, Nazan Ünaldı, Dilan Nergis, Sibel Açıkalın’ı düştükleri yerde yaşatmak için Taksim’de buluşacağız. Kadınca isyanla, "erkekçe" hesaplar yapmadan, o günü yaşayanlar tarihi bugüne taşımak için, o günü yaşamayanlarımız sahip çıkmak için Taksim’de olacağız.

27 Nisan 2008’de Saat: 15.00 de Mis sokakta buluşup, Kazancı Yokuşuna yürüyeceğiz.

...


SDP 1 MAYIS 2008 KAMPANAYASINA DAİR POLİTİK ÇERÇEVE METNİ


Darbeye, savaşa ve emek düşmanı politikalara karşı..


İşçi sınıfının uluslararası mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs'a bir aydan az bir süre kaldı. Türkiye işçi sınıfı, 1 Mayıs 2008'i önemli oranda örgütsüzlük koşullarında karşılıyor. Zira işçi sınıfının sendikalılık oranı, özellikle 12 Eylül'den sonra izlenen yeni liberal ekonomi politikalarının neticesinde gözle görünür bir biçimde düşmüş durumda. İşçi sınıfının sendikal yönetimlerinin ise bu gerçekliği gören bir yerden yeni ve devrimci sendikal politikalar geliştirmek yerine, eldeki güçleri korumaya odaklanmış bir savunma stratejisi izlemekle yetindiği gözlemleniyor. Bu strateji ise mevcut sendikaların erimesini engelleyemediği gibi, örgütlü işçilerle örgütsüz işçiler arasındaki açının büyümesine neden oluyor. Dahası bu çıkışsızlıkla malul savunma stratejisinin, sendikal bürokrasiyi, oligarşik devletin statükolarını korumaya odaklanan askeri ve sivil bürokrasinin izlediği gerici ve gerçekte emek düşmanı olan stratejilerle yakınlaşmaya doğru ittiği gözlemleniyor. Bu gerçeklik emek hareketi açısından bardağın boş tarafına işaret ediyor.

Ancak bir de bardağın dolu tarafı var. İzlenen yeni liberal politikalardan canı yanan işçilerin ve emekçilerin tepkilerini artan oranda eylemli olarak sokaklarda göstermeye başladığına tanık oluyoruz. Novamed direnişi, Yörsan direnişi, Tuzla grevi, SSGSS protestoları gibi örnekler uzun yıllar sonra yeniden kıpırdanmakta olan emek hareketine işaret ediyor. Dolayısıyla, kıpırdanma içinde olan emek hareketinin siyasal rotasının ne olacağı sorusuna devrimci temelde yanıt verilmesi önem kazanıyor.

Zira oligarşinin iç kavgalarından kaynaklanan yönetememe krizinin derinleştiği ve bu krizi çözebilmek için merkezinde gizli savaş aygıtının bulunduğu eğilimlerinin darbe girişimi olmak anlamına gelen adımlar attığı bir konjonktürde 1 Mayıs 2008'e hazırlanıyoruz. Diğer yandan devletin; farklı eğilimlerinin üzerinde mutabık oldukları tek başlık olan Kürt sorununda çözümsüzlük politikalarının militarist yöntemlerle derinleştirildiğini görüyoruz. Kürt coğrafyasında operasyonlar sürüyor, sınır ötesi kara harekâtı her an yeniden gündeme gelebilir. Bu siyasal krizin yarattığı girdabın içinde ise emek düşmanı yasalar birbiri ardına TBMM'den çıkartılıyor.

...


SDP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ECEVİT PİROĞLU'NUN BASIN AÇIKLAMASI


Trabzon'da gece yarısı baskınıyla gözaltına alınan partililerimiz derhal serbest bırakılsın!


Bu gece saat 1 civarında Trabzon’da İl Yönetim Kurulu üyelerinin de içinde olduğu 5 parti üyemiz ve 2 Trabzon İHD üyesi gece yarısı baskını ile evlerinden gözaltına alınmıştır.

İl Sekreterimiz Emin Dönmez, İl Yönetim Kurulu Üyemiz Hikmet Karademir, İl Disiplin Kurulu Üyemiz Sacit Aktaş ve üyelerimiz Mehmet Güneri, Mehmet Çelik ve İHD üyeleri Cihat Munis, Cüneyt Akkaya şu anda Trabzon Emniyet Müdürlüğünde tutulmaktadırlar.

... 


SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİLİ KADINLAR:


Newroz'da tutuklanan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın!


SDP’li kadınlar 29 Mart Cumartesi günü saat 13.00’te Galatasaray Postanesi önünde bir basın açıklaması yaparak Newroz’da SDP İzmir İl Yönetim Kurulu Üyesi Nisbet Atmaz ve Sosyalist Demokrasi Gençliğinden genç kadınlar İrem Sezgin, İlkay Tanyer ve Elvan Güngör’ün İzmir’de, DTP yöneticisi Yıldız Aktaş’ın Doğubeyazıt'ta tutuklanmalarını protesto ettiler ve tutuklulara dayanışma kartları gönderdiler.

Basın açıklaması metni:

Değerli basın emekçileri, sevgili kadınlar

Yüzyıllardır orta doğu halkları başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde barışa, kardeşliğe dair umut ateşi olarak kutlanan Newroz bayramı bu yıl çok görkemli kutlamalara sahne oldu.

Savaş çığırtkanlığının, Ergenekon çetesinin ve partileri kapatma yoluyla darbe tezgâhlarının tüm yaşamımızı esir almaya çalıştığı bir ortamda, Newroz'da barış ve demokrasi talepleriyle meydanları dolduran milyonlar Kawa'nın Newroz ateşi gibi umut oldu.

Milyonlar ayaklandı ama, yine bu görkemli gösterilere gölge düşürmek isteyenler ellerinden geleni ardlarına koymadılar. Yüksekova ve Van'da polis kurşunuyla arkadaşlarımız yaralandı ve öldürüldü.

Van'da Newroz kutlayan kadınlara uygulanan şiddeti tv ekranlarından dehşetle izledik. Kadınlara uygulanan şiddet ve bu şiddetin olağan bir şeymiş gibi televizyon ekranlarına yansıtılması, kadınları evlerinden dışarı çıkmamaları için tehdit etti. En vahşi şiddet Van sokaklarında barış istiyoruz, çocuklarımızın ölmesini istemiyoruz diyen kadınlara uygulandı. 

...



SDP MYK'NIN SON GELİŞMELERLE İLGİLİ POLİTİK BELGESİ

21 Mart 2008

SDP için darbelere ve Kürt sorununda çözümsüzlüğe karşı mücadelede, geniş halk kitlelerinin varlığı güvenilecek tek seçenektir. Darbecileri açık bir darbe yerine dolaylı yollar denemeye itenin darbe karşıtı geniş halk kitlelerinden duydukları korku olduğunun bilinciyle, darbe karşıtı kitlenin kendisini eylemli olarak ifade etmesinin önemin altını çizer. O nedenle bugün başta Diyarbakır’da yapılan milyonların katıldığı Newroz gösterisine büyük değer biçer.


SDP 2. PARTİ MECLİSİNİN POLİTİK DURUM RAPORU

17 Şubat 2007

Dünya kapitalizminin lokomotifi olan ABD'nin bir resesyonun (daralmanın) içine hızla yuvarlanmakta olduğu ve bu sürecin dünyayı ekonomik krizin eşiğine getirdiği şu günlerde, Türkiye siyasal arenasının da Kürt sorununda çözümsüzlüğün, Kürdistan'a yönelik bir kara harekatının süren hazırlıklarının, başörtüsü ve laiklik tartışmalarının yarattığı bir girdabın içinde debelendiği görülüyor.


SDP MYK POLİTİK DURUM DEĞERLENDİRMESİ

28 Aralık 2007

PKK’nin silah bırakmaya böyle bir yasayla zorlanması, Kürt sorununa “bulunan” ABD-AKP-TSK ortak ”çözümünün” ne siyasi ne demokratik bir açılım sağlamakla ilgisinin bulunmadığının açık kanıtıdır. Dolayısıyla özellikle liberal çevrelerde pişirilen, bombardımanın kamuoyunun gazını almaya ve ardından gelebilecek barışçıl çözüm adımlarına yol açmaya yönelik olduğu yolundaki beklentiler temelsizdir. Barışa giden yol yoksul Kürt köylerini bombalamaktan geçmez. Batıda kamuoyunun gazını alıp rahatlatırken Doğuda öfkenin ve kaygının şiddetlendiğini görmek istemeyen, Kürt sorununda çözümsüzlüğün şakşakçılığını yapıyor demektir.


SDP 1. PARTİ MECLİSİNİN SON GELİŞMELER ÜZERİNE AÇIKLAMASI

16 Aralık 2007

Parti Konferansını, Kongresini, Parti içi gelişmeleri ve güncel politik gelişmeleri değerlendiren PM, Parti içinde bir grup partili tarafından diğer parti üyelerine, parti organlarına karşı ve genel başkan Filiz Koçali şahsında yürütülen yıpratıcı kampanyanın, son günlerde dost çevrelere ve kamuoyuna da taşınması üzerine, Partimizi hedef gösteren bu kampanya etrafında iddia edilen tüm suçlamaları asılsız ve haksız iddialar olarak değerlendirmiştir.


SDP GENEL BAŞKANI FİLİZ KOÇALİ'NİN KONGRE AÇIŞ KONUŞMASI

9 Aralık 2007

SDP, kritik bir aşamadan geçiyor. Kamuoyu önünde, dostlarımızın arasında hiçbir gerçeği gizlemeden açıkça konuşmamız gerekiyor: Partimiz zor bir dönem geçirdi. Bir grup arkadaşımız, Konferansımızı ve Kongremizi boykot etti. Neredeyse bir yıla yakın bir süredir, çok ağır bir kriz süreci yaşıyoruz. Görünüşte bu kriz bir arkadaşımızla ilgili cinsel taciz iddialarından kaynaklanmış gibi kamuoyuna yansıtılmıştır. Partimizin dünya ve Türkiye kadın mücadelesinin biriktirdiği deneyimlere ve kazanımlara hassasiyetle sahip çıktığını, çıkacağını bilmenizi isterim. Partili kadın yoldaşlarımın cinsiyetçiliğin her türü karşısında bir milim dahi geri adım atmayacaklarına dair güvenim sonsuz.


SDP 3. OLAĞAN BÜYÜK KONGRE VE KONFERANSI

9 Aralık 2007

Sosyalist Demokrasi Partisi III. Olağan Büyük Kongre ve Konferansı 8-9 Aralık 2007 tarihinde Ankara İMO (İnşaat Mühendisleri Odası) konferans salonunda toplandı. Dünyadaki, bölgedeki ve Türkiye’deki gelişmeleri değerlendiren Kongre ve Konferans bu konularda kararlar alarak, yeni parti yönetimini seçti.

Kongre, Genel Başkan Filiz Koçali’nin açış konuşması ile başladı.